Kaplumbağa hızında ilerleyen, içinde maksimum iki olay olan; aşırı durağan ve gereksiz bir kitap. Yazım dili desen çok kötü. Üstüne bir de anlam karmaşasına neden olan çeviri hataları vardı; okuma akıcılığını sürekli kesiyor ve insanı gerçekten rahatsız ediyor.
Oli’miz meğerse insan kurtarmaya ne kadar meraklıymış… Kimseyi dinlemeden, yine her zamanki gibi kafasının dikine gidiyor. Ortada düzgün bir olay örgüsü yok. Bir sır var ama sadece var. 300 sayfa boyunca tek bir ipucu bile verilmiyor.
Kızımızın sürekli “Ben canavarım, bana canavar diyorlar, buna çok alıştım” demesi…
Bir de “çok kötü şeyler yaptım, çook kötü” diye diye… Ne yaptın abi sen, ne?!
Gerçekten artık hiç merak etmiyoruz; o kadar baydı ki.
Kendisi tam anlamıyla herkesten nefret eden ergenus evresinde. Bağları kızsa “neden kızdınız?”, kızmasa “beni düşünmüyorsunuz, sevmiyorsunuz” triplerinde. Okurken insanı delirtir bu kitap.
Konusu eğlenceli gibi geldiği için başlamıştım ama bu kitap resmen uyku getiriyor. Yetmezmiş gibi, bu kadar yavaş ilerlediği için bir noktadan sonra sinirleri de yerinden oynatıyor. Kaç kere duvara fırlatmak istediğimi sayamadım.
O derece boş… maalesef.