"Zamana yetişmek için insanları erteledin ama zaman senin için hiçbir şey yapmadan,sadece aktı ve geçti."
Selamm. Kitap, farklı geçmişlere ve sosyal statülere sahip 14 kişinin, bir metro kazası sonucu enkaz altında mahsur kalmalarını konu alır. Hayatta kalma mücadelesi veren bu karakterler, süreç boyunca hem kendilerini hem de birbirlerini keşfeder. Roman, insanların hayatlarındaki değerleri sorgulamalarını ve insan doğasının hem iyi, hem kötü yanlarını ortaya koyar. Enkaz altındaki karakterler bir yandan kişisel sırlarını paylaşırken, bir yandan da yaşadıkları korkular ve ölümlerle yüzleşir. Hayatta kalma mücadelesi ve birbirleriyle kurdukları bağ, romanın derin bir duygusal yön kazanmasını sağlar. Kitapta öne çıkan Bestegül ve Oğuz'un saf aşk hikayesi romanın duygusal çekirdeğini oluşturuyor. Hikâye boyunca ve kayıpları, okuyucuda derin bir etki bırakıyor. Evett gelelim kendi yorumuma. Kitap iyiydi ben sevdim. Ama sanırım biraz depresif dönemimde okuduğum için bana çokta iyi gelmedi. Oğuz ve Bestegülün aşkı çoook tatlı ve masumdu. Onları çok sevdim. Romanı daha iyi kılan etkenlerden biri de karakter çeşitliliği gerçekten. Farklı geçmişlerden gelen bu karakterlerin yaşadıkları olaylar, insana dair evrensel temaları işliyor: korku, sevgi, fedakarlık ve bağ kurma. Romanın, bir yandan gerilim dolu sahneleri bir yandan da derin duygusal çözümlemeleri barındırdığı söylenebilir. İnsan ilişkilerine dair derin bir farkındalık yaratırken, yaşamın anlamına ve ölümle yüzleşmeye dair düşündürücü bir deneyim sunar. Genel olarak, hem olay örgüsü hem de duygusal tonu itibarıyla yoğun bir okuma arayanlar için güzel bir seçim olabilir. Hikaye hemde bizi sorgulamaya iten bir iç yolculuk sunuyor. Peki sizce: "Hayatta asıl önemli olan nedir?" Eminim hepimizin bunun için farklı cevapları olacaktır. Karakterlerimizin de öyle o zaman ne dersiniz bu yolculuğa var mısınız?
Emine Tavuz