Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 03 Aralık 2024 14:20 Batının üstenci yaklaşımını ve kendinden başkasını insan yerine koymadığının en güzel örneği aşağıda ki cümlelerde verilmiş. Filozofları bu şekilde düşünüyorsa diğerlerinin bakışı ve yaklaşımları nasıldır düşünmek bile istemiyorum.
Hegel'in "Tarih Felsefesi"nde aktardığına göre Afrikalıların dünyası halen büyülenmiş bir dünyaydı. Afrikalılar Tanrı yerine, yani kendilerinden ulu bir varlık yerine büyüye inandıkları için ahlak kapasitesine sahip değillerdi. Afrikalılar tarihsiz ve gelişmeye kapalı bir toplumdu. Ayrıca Hegel, Afrikalıların kendilerinden ulu bir varlık, bir Tanrı tanımadıkları için kendilerine saygılarının da olmadığını iddia ediyordu. Aslına bakılırsa Hegel büyük oranda dönemin Avrupalılarının zihnindeki klişeleri sıralıyordu. Kendisiyle çelişmekten de kaçınmıyordu. Örneğin yamyamlık meselesini ele alırken önce insan etine herhangi bir et muamelesi yapıldığını ortaya atıyor, birkaç satır sonra ise Afrikalıların esirlerin ve düşmanların etini yediğini ya da kutsal törenlerde insanların yendiğini anlatıyordu. Buradan anlaşılıyor ki yamyamlar insan etine herhangi bir et muamelesi yapmıyor, manevi bir anlam yüklüyorlardı. Karanlığın Yüreğı"'nde yerlilerin Kurtz'a tapma ayinlerinde de insan eti yendiğine dair imalar vardır. Hegel, Avrupalıların Afrikalıları köle olarak alıp satmaları kötü "olabilir" diyordu ama hemen ardından, zaten onlar kendi çocuklarını köle olarak satıyorlar diye ekliyordu. Hatta ona göre Afrikalılar o kadar ilkeldi ki, köleci düzen bile onlar için ilerleme sayılırdı. Hem zaten kölelik Afrikalıların gözünde sorun değildi. Köleliği kaldırmaya çalışan İngiltere'yi baş düşman olarak görüyorlardı.Hegel bir noktada ipin ucunu iyice kaçırıyor ve Afrikalıların hayata hiç değer vermediklerini, bu yüzden de Avrupalıların top ve tüfeklerinin üzerine cesurca koşup kendilerini öldürttüklerini söylüyordu, yani öldürülmelerini bile meşrulaştırıyordu. Hegel'in bu görüşlerinin, Conrad'ın Karanlığın Yüreği'ni yazdığı on dokuzuncu yüzyıl düşünce ikliminin özeti niteliğinde olduğunu belirtmek gerekir. Bu iklimi etkileyen bir başka düşünür ise Charles Darwin olmuştur. Daha doğrusu Karanlığın Yüreği Darvinci olduğunu iddia eden ve Sosyal Darvinci olarak adlandırılan kafatasçı antropologların görüşleri yaygın olarak kabul ediliyordu. Batılı akıl açısından son derece işlevsel olan bu görüşler uyarınca, güçlü olanın ayakta kaldığı düzende, daha zayıf olan Afrika halklarının evrim tarafından yok edilmesi, emperyalist ülkelerce sömürülmesi meşru sayılıyordu. Hatta Conrad bu görüşü kitabın başlarında Marlow'u muayene eden doktorun kişiliğinde karikatürize etmiştir.