Ben henüz yatağını bulmayan bir ırmak gibiyim Şahin! Nereye akacağımı biliyorum. Kendi içime bakmaktan korkuyorum. Karşılaştığım insan yüzlerinden korkuyorum. Onların yüzünde bile sadece kendimi görüyorum.
Herkes bahaneydi. Anlatmak zordu. Bir başkasıyla birlikte geçmişin mahzenlerini dolaşmak zordu.Oysa tek başına dalar dalar çıkardı. Bazen sırılsıklam dönerdi, bazen kupkuru. Nerede neyin beklediği hiç belli olmazdı. Kahkahaların mihmandarlığında gitmişken, gözyaşı eşliğinde geri gelirdi.Ne mekan tanırdı geçmişin mahzenine dalışlar, ne zaman. Her an her yerde. Buradayken orada oluverirdi. Görenler bilmezdi. Aralarında zannederlerdi ama Muhsin çoktan "o vakitlerde" yol almış olurdu.
Fakat şimdi inadına kapılarını kapatmıştı geçmiş. Bulunduğu ana ve mekana demir atmıştı. Bulunduğu anın, mekanın içinde tutsak düşmüştü. Sanki ŞİMDİ bir bataklığa dönüşmüştü.