Fatma Barbarosoğlu

İmaj Ve Takva yazarı
Yazar
8.2/10
774 Kişi
5bin
Okunma
391
Beğeni
23,5bin
Görüntülenme

Hakkında

Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikayeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır. Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufi Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995 yılında yayınlanmıştır. Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikaye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır.
Tam adı:
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu
Ünvan:
Türk sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı
Doğum:
Afyonkarahisar, Türkiye, 1962

Okurlar

391 okur beğendi.
5,1bin okur okudu.
84 okur okuyor.
1.507 okur okuyacak.
97 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 80.2
Erkek% 19.8
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Fransız ihtilalinden sonra kadınların sepetli etekleri yerlerini radikal bir değişiklikle vücuda sıkı sıkı yapışan elbiselere bırakır. Tarz değiştiği halde giyimin abartılı olma prensibi devam eder, bu defa elbiseler vücuda daha çok yapışması için islatılmaya başlanır. Bu elbiselerin vücuda yapışmışlığı cep imkânı birakmadığından kadın giyiminde yeni bir aksesuar ortaya çıkar: "Retikül" denen küçük keseler, çantaların öncülüğünü yapmış olur. Kadınlar 1808'e kadar kuyruklu elbiseler giyerler. Abartı prensibi elbiselerin kuyruk kısımların da uygulanır. Elbiselerin kuyruğu had safhaya ulaşınca radikal bir değişiklik olarak etekler kısalmaya başlar.
Sayfa 33
Görünmez alandan görünür alana geçerken dindar kadınların ve kızların kullandığı giyim dili, "estetik zevkin incinmesi"ne ideolojik bir önem atfeden Cumhuriyet kamusunu "üzmeyecek" bir şıklık içinde temsil edilir. Dindar kadın kimliğini kamusal alana taşıyan aktör kimlik olarak Şule Yüksel Şenler'in uyumlu giyimi, baş bağlama şekli, başörtüsüne taktığı broşlar, kamusal alanın estetik olarak incinmesini önleyici tedbirlerdir.
Sayfa 139
Reklam
Reklam