Bir Katilin Kimlik Bunalımı ve Koku
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
Olay Örgüsü: Kahramanımız, 18. yüzyılda Fransa'nın Paris şehrinde, kentin en pis balık pazarında dünyaya gelir. Dul annesi tıpkı diğer 5 kardeşi gibi (kimi ölü, kimi yarı ölü) onu balık tezgahının başında doğurur. Bıçakla kendisinden ayırır fakat bunu yaparken düşer bayılır. Kolluk güçleri durumu fark edince çocuğunu öldürmek isteyen anneyi tutuklar. Anne idama mahkum edilir. Öksüz kalan bebek Peder Terrier’e teslim edilir. Peder ona vaftizle Jean Baptist Grenouille adını verir. Ve şehirde para karşılığı süt annelik yapan kadınlardan birisi olan Madam Gailard’a verir. Gailard ona belli ölçülerde bakar ancak bebeğin kokusunun olmaması ve çirkin olması nedeniyle bir an önce elinden çıkarır. 8 yaşında, Grimal adında bir deri ustasına verir. Normal insanların yaptığı her şeyi burnuyla yapan Grenouille bu zalim hayata karşı bir bağışıklık kazanmıştır. Soyut olan hiçbir şeyi algılayamayan, karanlıkta gözleri iyi gören bu çocuğu, ustası Grimal yıllarca insanüstü bir kuvvetle çalıştırır. Karşılığında verdiği şey ise bir kap yemek ve ahırdan hallice yatacak yerdir. Grenouille ustası için ev hayvanı gibi bir varlıktır. Grenouille bu pis yerde çalıştığı zamanlarda koku ve deriyle olan her işi öğrenir. Koku duyuları normal insanlarınkinden daha çok gelişir. Bir gün sokakta giderken kızıl saçlı bir kızın kokusunu alır ve kokusuna aşık olur. Bu kokuyu elde edebilmek için kızı öldürür ve kokusunu içine çeker. Grenouille’nin hayattaki tek amacı; yüreğindeki kokuyu üretebilmektir. Bunun içinse toplumda bir rolü olmalı ve ustasından çıraklık belgesi almak zorundadır. Giuseppe Baldini adında başarısız bir parfümcü Grimal’e keçi derisi ısmarlar. Deriyi teslim etmeye gittiğinde Baldini’nin parfümcü olduğunu öğrenen Grenouille, ona rakibinin çok satan parfümü; ‘‘Amor ve Psyche’’ den daha güzelini yapacağını iddia eder ve başarılı olur. Çocuğun bu koku yetenekleri karşısında dili tutulan Baldini onu Grimal’den parayla satın alır ve çırağı yapar. Baldini çırağının sayesinde rakibi Pelissier’i geçerek dünyanın en çok satan parfümlerini üretir. Fabrikalar açar, tüm dünyaya parfüm satar. Öyle ki kraliyet bile Baldini’ye imtiyaz verir. Baldini’nin başarısındaki asıl rol, çırağı Grenouille’dir. Çırağı sayesinde tüm hayallerini gerçekleştiren Baldini’nin tek bir hayali kalmıştır, o da kişiye özel lüks parfümler üreten fabrikalar açmaktır. Ancak hesapta olmayan bir şey ortaya çıkar: savaş patlak verir. Tek isteği, yüreğindeki kokuları üretmek olan Grenouille ustasından çıraklık belgesini aldıktan sonra, Baldini’yi yetersiz bulunca onu terk eder. Fransa’nın bir başka bölgesine giden Grenouille, insan ve insan kokusundan nefret ettiği için insanların seyrek olduğu bir dağda, mağaraya yerleşir. Burada 7 yıl boyunca hayvani bir yaşam sürer. Yıllarca topladığı kokularla hayal dünyasında yaşar. Bir gün bir kabus görür ve koku alamadığını fark eder. Kimliksiz ve kokusuz olmak ona huzursuzluk verir. Montpellier’e gider. Orada bilim insanı Marquis ile tanışır. Marquis, bu 7 yıl boyunca mağarada hayatta kalabilen çocuğu bilim dünyasında çığır açabilecek kendi kuramı için (Ölümsel Yer Gazı Kuramı) kullanır ve kuramını bilim dünyasına kabul ettirir. Grenouille’yi sergilemeye karar verir. Dünyanın dört bir yanından insanlar onu görmek için gelir. Marquis onu normal bir insana dönüştürür. Traş olur, üstüne burjuva elbiseleri giydirir ve hatta parfüm bile sıkar. Burada tekrar ilk defa bir insan olduğunu hatırlayan Grenouille’nin bundan sonraki amacı; insanlara kokusuyla hükmetmek ve onlara Tanrı olduğunu kabul ettirmektir. Bunun için bir parfüm üretmeyi tasarlar. Marquis’in yanından ayrıldıktan sonra Grasse’ye gider. Orada sokakta kızıl saçlı henüz ergen olan bir kız görür ve kokusuna aşık olur. Kokusunu ele geçirmek için kızın büyümesini 2 sene bekler. Bayan Arnulfi ve Druot’ın yanında çalışır. Canlı ve cansız varlıklardan nasıl koku elde edebileceğinin tüm püf noktalarını öğrenir. Kokuların uçucu olduğunu da öğrenir. Bunun üzerine burada kaldığı süre içerisinde 24 bakire kızı öldürür ve kokularını çalar. Cinayetlerin çözülememesi insanlarda büyük bir infial yaratır. Katilin kim olduğunu bulamayınca çılgına dönerler. Büyü yaparlar başarısız olurlar. Katilin insanüstü bir varlık olduğuna yorarlar. Şehirde olağanüstü hal ilan edilir. Öte yandan Grenouille’nin hayalini kurduğu parfümü tamamlaması için bir bakirenin daha kanına ihtiyaç vardır. O kız da krallıkta konsül olan Antoine Richis’in kızıdır. Richis, katilin asıl amacını anlar ve onu suçüstü yakalayabilmek için bir plan kurar. Plana göre kızını evlendirecek ve evlendirmek için katilin en son görüldüğü yere gidecektir. Bunu herkese duyurur. Fakat aslında başka bir kasabaya saparlar. Ancak katil bir nöbetçiden onların yerinin öğrenir ve koku yeteneği sayesinde onu öldürür. Laure’yi öldürdükten sonra yakalanan Grenouille çarmıha gerilerek idam cezasına çarptırılır. İnsanlar onu linç etmek ister. Çarmıha gerilmek ve idam ettirilmek üzere meydana gelen Grenouille üzerine üretmiş olduğu parfümden damlatır. İnsanların ona olan nefreti tersine bir sevgi seline ve kutsiyete dönüşür. İnsanlar ona artık Tanrı gibi bakmaya başlar. Grenouille amacına ulaşır. Hatta Richis bile onu affeder. Bunun sonucunda cezası affedilen Grenouille uyandığında kendini Richis’in evinde bulur. Richis onu kendi evladı olarak almıştır. İnsanlar tarafından sevilmek ve Tanrı gibi görülmek ondan büyük bir nefret uyandırır. Onlar tarafından nefret edilmek daha tatmin edici gelmektedir ona. İstese tüm dünyayı kokusunun peşinde taptıracak olan Grenouille; Grasse’yi terk edip tekrar Paris’e, doğduğu yere gider. Ölmek ister. Kanun kaçaklarının, fahişelerin, azılı suçluların olduğu bir yer olan ‘‘Masumlar Mezarlığı’’na gider. Bütün parfüm şişesini üstüne boşaltır. Çevresindeki insanlar ona saldırır ve etlerini çiğneyerek öldürürler. Roman üzerine değerlendirme ve tespitler: Geleneksel anlatı kalıbıyla yazılmış olan Koku romanı, belirgin bir şekilde 3. Şahıs anlatım tarzına sahiptir. Dâhi ve iğrenç olarak tanımlanan bir kişinin hikâyesinin anlatılacak olması okura heyecan katmıştır. Burada okuru heyecana sürükleyen şey kahramanın iğrenç, ahlaksız, Allahsız ve dâhi sıfatlarıyla nitelendirilmesidir. Koku bir anti-kahramanın kimlik bunalımı öyküsüdür. Yazar romanı klasik anlatımla anlatsa da roman içerisinde yer yer bu anlatıyı yeniden yapılandırır. Henüz anlatının başında neyi nasıl anlatacağı belirtip kahramanın özellikleriyle ilgili verdiği bilgilerdeki zıtlık dikkat çekicidir. Bir anti-kahramanın ahlaksız, Allahsız ve iğrenç olması doğal bir durumdur. Fakat dâhi olması ironik bir durumdur. Bu da bize roman boyunca anlatılacak olaylar hakkında ipucu vermiştir. Roman bu yönüyle klasik, ironi barındırması ve okura bilgi vermesi yönünden ise postmodernist özellik taşır. Romanın ilk sayfasından son sayfasına kadar yazar ironik yorumlamalardan vazgeçmez. En yakından örnek vermek gerekirse kahramanımızın annesi tasvir edilirken yapılan betimlemeler ince bir alaydan ibarettir. Annenin elinin, yüzünün düzgün olması ve ciddi hastalığının olmamasını kastettikten sonra frengi olduğunu, başında birazcık saçı olduğunu vs. belirtmesi gibi durumlar yazarın ironik üslubunun bir parçasıdır. Romanın çoğu yerinde bu ve buna benzer ironik anlatım tercih edilmiştir. Grenouille’nin mağarada yaşadıktan sonra Marquis’in onu bir nesne gibi sergilemesi ve sergiye katılan insanların onu izlemesi ironik bir durumdur. Ayrıca art arda işlenen cinayetlerden sonra katilin bulunamaması sonucu halkın katili melek görünümlü şeytan ilan etmesi de ironik bir durumdur. En belirgini de roman sonlarına doğru 25 kadının katili olan Grenouille’nin yakalandıktan sonra halkın ona gösterdiği nefret selinin parfümü sürdükten sonra bir anda ona tapmalarıdır. Bir parfüm kokusu bir kitleyi bu derece tapma evresine nasıl getirebilir? Roman sonunda ise Grenouille sıradan suçlu ve fahişeler tarafından etleri parçalanarak yenir. Koku romanında, ironik unsurların yanında parodi tekniği de sıkça kullanılmıştır. Bu teknikle yazar başka eserlere atıfta bulunmuş, içeriği yazar tarafından değiştirilmiş ama aslına sadık kalınmıştır. Buradaki amaç esere gülünç ve eleştirel bir anlam kazandırmaktır. Richis’in kızını öldürdükten sonra Grenouille, kızın yanı başında durur ve mutluluk hissini tadarken hayatı gözlerinin önünde bir film şeridi gibi geçer. Bu bir parodidir. Burada hayatın film şeridi gibi gözün önünde geçmesiyle alay edilmektedir. Ayrıca Grenouille’nin çarmıha gerilerek ve kanının akıtılmadan boğularak öldürülme cezasının verilmesi de parodi unsurudur. Bunun gibi örnekleri dikkatli okuduğumuzda fark ederiz. Koku romanında dikkatimizi çeken diğer unsurlardan birisi de roman içindeki zıtlıklardır. Sıradan düz akan bir roman okuru sıkar. Bu sebeple yazar burada daha efektif olmak için zıtlıkları da serpiştirir romana. Okur roman boyunca sık sık kendisini şaşırtan ve beklenmedik bir olayla karşı karşıya kalır. Grenouille’nin daha çocukken ölümcül hastalığa yakalanması ve kendiliğinden iyileşmesi, mağarada 7 yıl yaşayıp avlanması ve hiçbir şekilde bir şey olmaması okuru şaşırtabilecek şeylerdir. Kahramanımız, hem dâhi hem de iğrenç bir kişiliğe sahip hatta kişiliği olmayan bir katildir. Paris’in en pis kokan balık pazarında doğması, burnunun müthiş şekilde koku alması ancak kendisinin bir kokusunun olmaması müthiş bir ironi ve zıtlıktır. Ayrıca , karanlıkta görme gücünün fazla olması ve ilk aşık olduğu kıza zarar verip soğukkanlı bir şekilde öldürmesi şaşırtıcı şeylerdir. Okur bunu yadırgar. Sürekli beklentisi boşa düşer. Bu da romana heyecan katar. Grenouille’nin idam edilmesini veya halk tarafından linç edilmesini beklerken ona duyulan sevginin tapınma durumuna evrilmesi okuru artık iyice şaşırtır. Romandaki diğer zıtlık ögesi ise olacak felaketlerin okura sezdirilmesidir. Bir önceki olay bir sonraki olacak olan felaketin habercisi gibidir. Bir sahnede Baldini nehre bakarken evinin akıntı tarafından sürüklendiğini hisseder. Sonraki kısımlarda Baldini savaş yüzünden tüm mal varlığını kaybeder. Ayrıca kahraman sürekli bir hayvana benzetilir bu da onun davranışlarının tehlikesini belirtmektedir. Annesinin ölmesi, ustası Grimal’in ölmesi ve Baldini’nin ölmesi de bunlara örnektir. Romanın mekân ve zamanına değinmek gerekirse; 18. Yüzyıl Fransa’sının sosyo ekonomik durumu çarpıcı bir şekilde tüm gerçekliğiyle verilir. 17 temmuz 1738’de doğar Grenouille. 29 yaşında ise Paris’te ölmesiyle biter roman. Romanın ilk bölümü Paris’te geçer. Yazar anlatımı gerçekçi kılmak için bolca kent, sokak ve köprü isimlerine yer verir. Özellikle bunları okurken telaffuz etmekte zorlanırız. Roman alt tabakanın yaşantısını tüm gerçekliğiyle gözler önüne serer. Roman içerisinde kahramanın doğumu, idam edileceği tarih ve öldüğü tarih gün, ay ve yıl olarak belirtilir. Zaman ve mekân ögeleri her ne kadar gerçek tutulsa da kahramanın kokusunun olmaması, burnunun sıra dışı bir şekilde diğer insanlara göre daha yüksek biçimde algılaması şaşırtıcı ve gerçek dışıdır. Bu da romanda okura verilmek istenen ‘‘kurgusal bir olay’’ mesajına hizmet etmektedir. Bu yönüyle romanın postmodern yönü vurgulanmaktadır. Pastiş ögesi de romanda yer yer karşımıza çıkar. Grenouille’nin sürekli kendini dâhi ve yaratıcı gibi hissetmessi, Tanrı gibi görmesi bir öykünmedir. Bu da pastiş ögesidir. Hatta Prometheus’a da göndermede bulunulur. Romanda toplumsal eleştiri ironik ögelerle yer bulur. Yer yer hem merkezi otoriteye hem halka hem de yargıya eleştirilerde bulunur yazar. Dönemin sosyo ekonomik şartları ve insanların düşmüş olduğu gülünç durumlar gerçekçi ve alaycı bir biçimde gözler önüne serilir. Fakirlik, hastalıklar, savaş, eğitim seviyesi, sınıf farklılıkları, devrim, ayaklanma gibi birçok sosyal olay romanda kendine yer bulan konulardır. Koku romanı çok katmanlı bir romandır. İçerisinde edebi, bilim-kurgu, fantastik ögelerin işlenmesi romanı geniş okur kitlesi tarafından çekici kılar. Bu açıdan da romanımız postmodern özellikler taşımaktadır. Sıradan insana, seçkin insana, entelektüel insana birçok insanın okuma zevkine hitap edecek bir romandır. Koku romanı, ayrıca üslup özellikleri açısından da çok katmanlı bir yapıya sahiptir. İçerik olarak bu yapıya sahip olan romanda birden fazla akımın etkisini görebiliriz. Romanın başında realizm, yer yer sembolizm, natüralizm ve romantizm akımlarının özelliklerini bulabiliriz. Grenouille’nin her insanı bir koku olarak algılaması sembolik bir yaklaşımdır. Romandaki mekân ve sosyal olayların olduğu gibi anlatılış tarzı; realist bir yaklaşımdır. Parfüm kokuları için deneyler, formüller vs. kullanılması da natüralist yaklaşımdır. Halkın Grenouille’ye tapması vs. gibi duygu değişimleri romantik yaklaşıma örnektir. Romandaki kullanılan dil şiirsel dildir. Yer yer mistik ögelere de rastlarız. Örneğin, Grenouille’nin mağarada 7 yıl yaşaması bize Platon’u düşündürtebilir. Ya da Nietzsche’nin ‘‘üstinsan’’ arketipini düşündürtebilir. Son olarak romanı bir solukta okudum. Kesinlikle üzerine düşüne düşüne okumanızı tavsiye ederim.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,4bin okunma
·
165 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.