“Ruhtaki acılaşma hastalığına yakalananlar, her türlü isteği yitirmeye başlarlar ve birkaç yıla kendi dünyalarının dışına çıkamaz olurlar çünkü tüm enerjilerini çevrelerine duvar örmekle harcarlar. Bu zehrin bünyeye yayılmasının yarattığı en büyük sorun, tutkuların, nefret,aşk,merak gibi duyguların su yüzeyine çıkmasını önlemesidir.Acılaşan insan zamanla hiçbir istek duymaz.Ne yaşayacak ne de ölecek iradeye sahiptir artık, sorunun özü de işte budur.”
Kitapta beni en çok etkileyen konu işte tam da budur. Bir psk. doktoru olan Dr.İgor’un üzerinde çalıştığı Vitriol zehirlenmesi yani ruhta acılaşma olarak adlandırdığı tezidir. Kitapta bu konu başta Veronika olmak üzere 4 farklı hasta gözünden anlatılmaktadır. Adından da anlaşılacağı üzere kitap Veronikanın başarısız intihar girişimi sonucu akıl hastanesine yatmasıyla başlar. 1997 yılındaki bu hastanede Dr.İgor tarafından hastalıkların tedavisi için deneme-yanılma yoluyla birçok yeni yöntemler denenmektedir. Aynı şekilde Veronika için de sadece Dr.İgorun bildiği bir deney yürütülmeye başlanır. Bu deneyde Veronika’nın vertiol zehirlenmesinden kurtulunması amaçlanır. Fakat Dr.İgor’un bu deneyle kendisininde hesaba katmadığı bir şey olur. Veronika üzerinden diğer hastalarda da iyileşme hali gözlemlenir. Peki bunu nasıl başarır? Hastalarına “ölüm bilinci” üzerinden “yaşama bilincini” aşılar.
Kitaptan sonra Vertiol hakkında yaptığım araştırma sonucunda Vertiol kelimesinin anlamı; “Dünyanın derinliklerini ziyaret et, damıtırken gizli taşı(felsefe taşını) bulacaksın.” Cümlesinin latince baş harflerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan bir simya terimi olduğunu öğrendim. Simyacıların felsefe taşını bulmaları için taşları ateşle arıttığını ve aslında burada taşları değil ruhlarını arıttıklarını da öğrendim. Ayrıca Bu cümledeki dünya kelimesin iç dünyamızın bir metaforu ve asıl bilgeliğin içimizde olduğu anlatılmaktadır. Bu felsefe taşı terimi yazarın bir diğer kitabı olan simyacı kitabında da karşımıza çıkmaktadır.
Ayrıca Yazarın kendisinin de bir süre akıl hastanesinde yatmasından dolayı kitapta kendi hayatından da izler taşıdığını düşünüyorum. Benim için hayatıma dokunan sayılı kitaplardan olmayı başardı diyebilirim.