Bana göre hem insanın kendi anne babasını, kendi çocukluğunu hem de çocuğunu anlaması için yol gösterici bir kitap. Kitabı en çok eleştirdiğim nokta, başka kişilerden yapılan gereğinden fazla alıntılar oldu. Neredeyse her iki sayfada bir Alice Miller sözü görebilirsiniz. Bir diğer nokta, kitabı bir çocuk olarak yani anne babanızı eleştirerek okursanız çok rahatsız olmazsınız ama empati yaparak söylüyorum ki bir anne olarak bu kitabı okusaydım biraz rahatsız olurdum. Yazarın çocuklara fazlaca hak verirken ebeveynleri gereğinden çok gömdüğünü düşünüyorum açıkçası. Yani bir yerden sonra karşı taraftan baktığında bir anne baba ne yapsa haksız gibi yazıyor. Elbette bazı konularda aşırı haklı. Mesela çocuğa saygı duyulması gerektiği, saygının itaat olmadığı, çocuğa gösterilen sevgi ve ilginin önemi, hiçbir şeyin zorla yaptırılmaması gerektiği (zorla yemek dahi yedirilmemesi gerektiği), onun bizden ayrı bir birey olduğunu kabul etmemiz gerektiği vs. Ama bazı konularda da çok şaşırtıcı bir kitap. Örneğin çocuğa 'teşekkür ederim' ve 'lütfen' demesini öğretmek istismarmış. Koşarken düşen bir çocuğa annesinin "koştuğun için düştün" tarzında bir açıklamasını örnek verdi. Bu aşırı yanlışmış mesela. Düştüğü için çocuk yeniden koşmaya cesaret edemeyecekmiş. Yani çocuk bu.. Düşer, kalkar ve yeniden koşar. Cesareti kırılırsa destek olunur ama bazı şeyleri fazlaca abarttığını düşünüyorum. Nihayetinde hepimiz insanız. Kusursuz olamayız. Çocuğa hakkını versek de, bir noktada, bir insanı düzgün bir şekilde yetiştirmek için elinden geleni yapan anne babaları da bu kadar gömmek bence doğru değil. Kitap, özellikle sonlara doğru, sanki anne babalardan kusursuzluğu istiyormuş gibi hissettirdi. Yine de benim için okuması keyifli bir eserdi.