Nora Seed hayatın umutsuz tarafından bir kadın. Hatalar yapmış, fırsatlar kaçırmış, hepimiz gibi pişmanlıklarla dolu ve artık bu hayatta var olamayacağını düşünüyorken kendini fantastik bir şekilde gece yarısı kütüphanesinde buluyor. Burada başka hayatlarda farklı kararlar almış yaşamlarını deneyimliyor ve yalnızca kendisi için en uygun yaşamı bulursa yaşamaya devam edebilir. Bir hayatta rock yıldızı diğer hayatta kutuplarda araştırma yapıyor. Birinde abisiyle barışmış birinde abisi vefat etmiş, diğerinde evlenmiş bir diğerindeyse tatlı bir kızı bile var. Peki tüm bu hayatlardan en iyisi hangisi olabilir?
Hayalleri, ondan beklenen başarılar ya da mutlu bir aile tablosu... hiçbiri Nora Seed için yeterli değil. Peki neden? Çünkü herşey değişse de hayatta acı hüzün neşe iyi ve kötü hep yan yana. Bir şey düzelir ve diğeri aksar tüm hayatlarda görülen form bu. Asıl olan kök yaşamımızda yolumuzu bulmak ve şekillendirmek
Hissettiğimiz tüm bu pişmanlıklar ve yetersizlik hissi daha iyi olabileceğine olan inancımıza dayanıyorsa o zaman neden bizden umudumuzu çalıyor(?) Pişmanlıklar kitabımızdan neyi düzeltseydik memnun kaldığımız bir hayata sahip olabilirdik? İşte bu kitap bu sorunlara cevap veriyor.
"Hayat umutsuzluğun öte yanında başlar." (Sartre)
Yani hayatı hiç olmadığımız bir yerde aramaya gerek yokn hayat zaten bizim içimizde. Hayat sadece bir bakış açısı kendi yarattığımız ve arasında sıkışıp kaldığımız duvarlar yalnızca bizim zihnimizde.
Bir şey öğrendim ( her şey olmuş bir hiç tarafından yazılmıştır)
Bu hayatı biz yazıyoruz. Hiç var olmadığımız bir geleceği ona dönüşürken şekillendiriyoruz. Farklı kararlar verdiğimiz bir hayattan eksik ya da fazla yaşamıyoruz ve aynı türden duyguları deneyimliyoruz. Mühim olan olaylar değil hissettiğimiz duygular. Ayrıca pişmanlıklarımız hayatımızdaki en büyük sorun değil. Hayatımızdaki en büyük sorun pişmanlıklarımızın altında büzüştüğümüz zamanlar. O yüzden yaşayacağım demeyi bırakın.
İyi yaşayacağım değil
Güzel yaşayacağım değil
Sadece yaşıyorum.