MÖ 4. Yüzyılda Aristoteles tarafından insanların en iyi şekilde yaşayabileceği, en iyi devlet düzenini ortaya koyabilmek amacıyla kaleme alınmış bu eser, siyaset ve felsefe alanında etkileyici düşünce ve fikirlerden oluşuyor. Aristoteles'in düşünce ve fikirlerinde Platon'un önemli bir etkisi var.
Bu kitapta, Platon'un siyaset felsefesi alanında sunduğu "Devlet" ve "Yasalar" isimli eserlerindeki düşünceleri üzerinde oldukça fazla duruluyor. Kitap toplam sekiz bölümden oluşuyor.
Eserin birinci bölümüne devletin ortaya çıkışı ve devleti oluşturan insanların doğası gereği, cinsiyet, akıl ve fiziksel güç olarak birbirlerinden ayrılması anlatılarak başlanıyor. Aristoteles'in sadece bedensel güçlerini kullanıp zihinlerini kullanamayanları hayvanlara benzetmesi ve bu insanların ekonomik açıdan köle olarak kullanılmasının gerekli olduğunu savunması dikkat çeken bir yaklaşım. Bu kölelerin zihinlerini kullanmaları gerektiğini de söylemiyor ve bu yönde bir eğitimde önermiyor. Çünkü toplum içerisinde bazılarının ekonomik açıdan üstünlük elde edebilmesi, diğer insanları sömürebilmesi, özgür olabilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için kölelere ihtiyaç olduğunu söylüyor. Kölelerin ise karnı doysun yeter. Asil ve soylu yurttaşlar için köleleri mülk olarak görüyor, araba gibi yahut at gibi. Bu köleyi mülk edinme anlayışı insana daha fazla değer verdiğini düşündüğümüz Hristiyanlık ve İslam dininin ortaya çıkmasından sonra dahi yüzyıllar boyunca varlığını korudu. Neyse ki günümüzde modern köleliği saymazsak insanı mülk edinme gibi bir durum yok. (?) İnsanların mülkiyet kazanmaları daha sonra takas, ticaret ve para kazanma faaliyetlerine girişmeleri kapsamlı bir şekilde ele alınıyor. Burada Aristoteles ihtiyaçlar doğrultusunda mülkiyet kazanmanın gerekliliği ile ticaretin