Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 03 Aralık 2024 19:34 Çoğumuz hayatında bir kere bile olsa şu cümleyi duymuştur: "Abi eskiden ne güzel binalar vardı ya, günümüzde her yer beton yığını." Şimdi şunu düşünmek lazım "Kime göre ve neye göre beton yığını?" Biz biliyoruz ki arkadaşımızın bahsettiği o güzel binaların süslü ve entel dantel cepheleri, uçan kaçan payandaları, işlemeli sütunçeleri, falan fistanları bünyesinde barındırma ihtimali çok yüksek. (Kitap taze bitti, Adolf Loos minvalinde sivri bir dille inceleme yazmaya çalışıyoruz) Adolf Loos şu an yaşasaydı belki de "beton yığını" tamlamasını "süslü cephe" tamlamasına tercih ederdi. Evet ederdi arkadaşlar, çünkü adam bu süsleme işine fena halde kafayı takmış. Kendisini bu davaya adamış desek haksız sayılmayız.
Kabul ediyorum, değerli nokta atışları var. Çoğuna da taze bir meslektaş olarak imza atar mühür basarım. Zaten o noktaları alıntı olarak paylaştım, merak edenler bakabilir :) Çok yazıp çiziyor ama özetle şunu söylüyor: Süsleme maskedir, yanıltıcıdır, zaman kaybıdır ve emeklerin zayi olmasıdır. Önem verdiği nokta ise işlev, işlev ve yine işlev. (Malzemeye ve inşaat tekniklerine de değindiği kısımlar bulunuyor ama bu kısımlar süsleme eleştirisinin yanında sönük kalıyor diyebiliriz.)
Neyse, kitaba dair beni rahatsız eden bazı noktalar da mevcut. Bu kadar sert bir dil kullanması gerekli miydi? (Belki de gerekliydi) Ve bir diğeri de cinsiyet kalıpları arasında sıkıştırmış olduğu eleştirileri... İyisin hoşsun da bu kısım olmadı be Avusturyalı.
Sonuç olarak okumanızı tavsiye ediyorum çünkü farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Tartışmaya açık bir kitap, mimarın fikirlerine katılırsınız veya katılmazsınız orası size kalmış :)