Puan vermedi·222 syf.····Okunma: 17 Kasım 2024 23:24 Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali'nin ilk romanıdır. Bu romanın konusu ise 9 yaşındaki bir çocuğun gözlerinin önünde annesi ile babasının eşkıyalar tarafından katledilmesi ve bu olay karşısında çok soğukkanlı duran, alışılmışın dışında bir tepki veren Yusuf.
"Çocuğun bu metaneti orada bulunanların kalbini parçalıyordu. Zaten, bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir."
Kaymakam küçük Yusuf'un ellerinden tuttu ve içten içe ona çok acıdı. Benim oğlum ol teklifini sundu. Yusuf, kaymakamın onu babası kadar sevemeyeceğini bilerek onunla kente gitti. Şahinde Hanım, Yusuf'u hiçbir zaman sevmedi ve evde sürekli huzursuzluk çıkartan bir kadın rolündeydi. Kaymakamdan on beş yaş küçüktü ve Salâhattin Bey bunun hakkında bizi şöyle bir alıntıyla karşılıyor.
"Kapalı büyüyen ve bu şekilde bütün tabii arzu ve ihtiyaçlarını içinde hapsetmeye mecbur olan genç kız, gayet tabii olarak, sinirli ve manen bozuk bir mahluktu." Bu alıntıda aslında küçük yaş evliliği eleştirilmiş ve çocuk evlilikleri sorgulanmıştır.
Yusuf bu iki karı kocanın anlaşmazlık içinde oluşuna şaşkın şaşkın bakıyordu. Ve en çok Kaymakama şaşırıyordu. Karısına nasıl sözü geçmiyordu, Kaymakam o kadar okumuştu ama babası okumamasına rağmen karısına sözü geçiyordu ve onu yeri gelince dövüyordu. Ama Kaymakam o kadar okumuş bilmiş olmasına rağmen bunu yapamıyordu. Yusuf bu yüzden okusam bir şey olmaz fikrine kapıldı. Yusuf'un evin kızıyla yani Muazzez ile farklı bir ilişkisi vardı. Muazzez küçük bir çocukken onun yanında sakinliyor ve uslu bir kız çocuğu oluyordu. Yusuf Muazzezi seviyordu, tatlı buluyordu. Bu esnada Yusuf'un içsel çatışmaları da oluyordu köy ve kent çatışması gibi aslında kitabın bu çatışmasında toplumcu gerçekçi bir yapı kullanılmıştır. Muazzez ile oluşan aşkı, toplum ve insanlar yüzünden gölgelenir.
Kitabın arka özetinde ne kadar romantiklikten bahsedilse de okuyunca romantiklik daha çok arka planda kalıyor çünkü Yusuf'un karakterini tahlil etmek kolay değildi.
KİŞİLER
Yusuf: Romanın baş kahramanıdır. Soğukkanlı, gururlu ve umursamaz bir karakteri vardır. Küçükken taşınmış olmasına rağmen kente alışamaz ve çoğu kez kendini yaşadığı yerden soyutlar, yabancılaştırır. İçsel çatışmaları ve toplumsal çatışmaları iç içe geçmiştir. Bir ölümle başlayıp, bir ölümle biten bu romanda Yusuf'un her iki ölüme de tepkisi gayet soğukkanlıydı.
"İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti." Kitabın son ölümünde içindeki yıkıntıdan söz etti ve bunu itiraf etti ama yine kendi hayatına bakmayı ve acısını yaşamasına izin vermedi.
Kaymakam Salâhattin Bey: Gençliğini deli dolu yaşadıktan sonra ailesi tarafından kendinden on beş yaş küçük bir kız çocuğuyla evlendirilir. Evlilik beklentileri karşılanmadığı için kendi içine kapanır ve ailesinden uzaklaşır. Karısını çok kere kucağında Muazzez ile gece yarısı yalnız bırakır, eve sarhoş gelirdi. Yusuf'a acıdığı için ve kendisinin hiç erkek çocuğu olmadığı için Yusuf'u evlat edinir. Yusuf'u sever fakat yine kitapta çok kuvvetli bir bağdan bahsedilmez.
Şahinde: Salâhattin Bey'in eşidir. Kendisinden on beş yaş büyük bir adamla evlendirilmiştir ve kocasını hiçbir vakit tam anlamıyla sevmemiştir. Gösterişi, eğlenceyi ve ev oturmalarını seven bir kadındır. Muazzez'i zengin bir adamla evlenmek istediği için ilk zamanlar onu evlere götürürdü son zamanlarda ise parasızlıktan dolayı kızının bedenini kullanmıştır. Yusuf'un Şahindeye olan bakış açısı olumsuzdur.
Muazzez: Kendi halinde, sakin bir kadındır. Salâhattin beyin kızıdır. Küçük yaşta eve evlatlık gelen Yusuf'u sadece abi olarak sevmez. Ve buna sonradan kesinlik getirince Yusuf'a açılır.
Şakir: Kötü alışkanlıkları olan kötü bir karakterdir. Zengin bir ailenin çocuğudur ve şımarıktır. Yusuf'un Muazzez üzerine fazla düşmesini hazmedemez. Ve sen misin benden Muazzez'i sakınan deyip kendini bir hırsa bağlar. Bu hırs git gide büyür ve romandaki çatışmaları doğurur.
Hilmi Bey: Şakir'in babasıdır. Zengin bir adamdır. Şakir'in üzerine fazla düşer ve onu yetiştiren kişi olduğu için Hilmi de kötü bir karakterdir.
Ali: Yusuf' un çocukluk arkadaşıdır. Babasının bakkalında çalışır. Küçükken bazen Yusufla bir araya gelirler ve hiç konuşmadan öyle otururlardı. Muazzez'e aşıktır. Onunla evlilik hayalleri kurar. Ve bunu öğrenen Şakir onu öldürür.
AMAN YARABBİ BU NE KADAR UZUN BİR İNCELEME AMAA SON OLARAK
DEĞERLENDİRME:
Genel olarak beğendiğim bir kitap oldu. En başında olan olay sayesinde kitaba olan merak artıyor ve kitabın ilerleyen sayfalarında çatışmalar arttığı için merak duygusu yine ön plana çıkıyor. Romanın bazı alıntılarında evlilik eleştiriliyor ve küçük yaş evlilikleri sürekli göz önünde. Cinsiyetçilik Yusuf'un bazı düşüncelerinde var. Bunu kitaba yansıtıyor. Kitabın arkasında ki özette ne kadar romantiklikten bahsedilsede kitapta o kadar göz önünde değildi. Daha çok algımız Yusuf'un çok soğukkanlı olmasına ve çatışmalara gidiyordu. Gözle görülen ve harika bir aşk diyebileceğimiz bir aşk göremedim. Aynı evde küçüklükten beri abi kardeş gibi gözüktüler ve Muazzez ile olan olaylar romantikliğe evrilince çok şaşırdım çünkü o hissiyatı alamamıştım. Daha çok Yusuf'un nasıl bu kadar soğukkanlı olduğunu düşünmekle geçti kitabı okuyuş saatlerim. Kitabın bir ölümle başlayıp, bir ölümle bitmesi de yazı tekniği açısından etkileyiciydi. Fakat Yusuf'u tam olarak anlamlandıramadık son anda yıkık ve kötü olduğunu bize belli etti fakat yine de soğukkanlılığını koruyarak yeni bir sayfa açacağını söyledi. Son olarak okunmaya değer bir kitaptı ve güzeldi.