Gönderi

6/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2015 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2015 00:00
Kütüphanemden çıkan Pygmalion oyununun kitabı beni lise yıllarıma döndürdü. Okuduğumuz bir çok değerli eserin yanında bir kaç iyi oyun örneğinden biri olan kitabı 1970'lerde severek okuduğumu anımsıyorum. George Bernard Shaw 100 yıla yaklaşan yaşamına Nobel Edebiyat Ödülü (1925) ve 60 civarında oyun sığdırabilmiş çok üretken bir yazar. Sosyalist olması ve ilk kadın hakları savunucularından biri olmasının yanısıra vejeteryen olduğu da biliniyor. Shaw'ın Pygmalion oyunu ilk kez 1912'de Londra'da sergilenmiş ve kısa sürede en sevilen oyunlarından biri olmuş. Oyunun konusu Yunan mitolojisindeki Pygmalion efsanesinden yola çıkıyor. Efsaneye göre Kıbrıslı heykeltraş Pygmalion fildişinden bir kadın heykeli yapar (bu heykele 18. yüzyılda Galatea adı verilecektir). Afrodit'in festivalinde Tanrıça'ya kendisine tıpkı yaptığı heykele benzeyen bir kadın vermesi için yalvarır, daha sonra yaptığı heykelin canlanarak kanlı-canlı bir kadına dönüştüğünü görecektir. Bu öykü ilk olarak Romalı ünlü şair Ovid'in Milattan sonra 8. yüzyılda yazdığı ve en önemli eseri sayılan Metamorfozlar şiirinde yer almıştır. Batı edebiyatının temel taşlarından biri olan bu yapıt bir çok yazara esin kaynağı olmuştur. Shaw bu efsaneyi 19. yüzyıla taşımış ve "bir kadın yaratmak" kavramını bir başka şekilde kullanmıştır. Ünlü fonetik uzmanı Henry Higgins bir tesadüf eseri karşılaştığı çiçekçi kız Eliza Doolittle'ın kullandığı sokak dilinden (Londra'dakicockneyaksanı) etkilenir. Arkadaşı Albay Pickering'le yeni geliştirdiği fonetik yöntemleri överek tartışırken altı ayda kızı herhangi bir seçkin toplantıda kökeni belli olmayacak şekilde sunabileceği konusunda iddiaya girer. Kızı yanına alan Higgins hemen derslere koyulur. Konuşmanın yanısıra davranış, görgü gibi konularda da eğitim devam eder. Ama Higgins kıza hiç taviz vermez ve verdiği eğitim olmasa bir hiç olacağını her fırsatta yüzüne vurur. Gerçekten de bir kaç aya sonra bütün Londra sosyetesi bu gizemli ama aynı derecede çekici kadını konuşmaktadır. Artık bulunduğu eski toplumsal sınıfa dönemeyecek olan Eliza, Higgins'ten hoşlanmasına rağmen onun taviz vermeyen ve küçümseyen davranışlarına dayanamayarak ondan ayrılır ve kendisine talip olan bir aristokratla evlenerek toplumdaki yerini sabitleştirir. Anlaşıldığı üzere Shaw'ın oyununun herkesin beklediği gibi mutlu sonla bitmemesi bir çok seyirciyi rahatsız etmiş o dönemde. Ama Shaw'un derdi mutlu sonlar değildir. Oyunun tümünde İngiliz toplumunun görünüşe, algılamaya ve sosyal statü tanımlarına dayalı yapay değerlerini eleştirir ve dönemine göre oldukça feminist olarak adlandırılabilecek bir yaklaşım ortaya koyar. Görünürde fonetikle ve doğru dil kullanımıyla ilgili gibi görünen eser, keskin eleştirileri barındırır bünyesinde. Shaw daha önceki kötü deneyimleri nedeniyle oyunun müzikal uyarlamasına izin vermemiş. 1950'deki ölümünden sonra hakları satın alınarak 1956'da çok başarılı bir Broadway müzikaline dönüştürülmüş, başrollerinde Rex Harrison ve Julie Andrews oynamış. Ama çoğumuzun bildiği uyarlaması 1964'te Rex Harrison ve Audrey Hepburn gibi bir kadroyla çevrilen müzikal film. 1965 yılında 8 Oscar kazanmış. Türkiye'de uzak ya da yakın bir çok film uyarlaması yapılmış. 2010 yılında Gönülçelen dizisi (Başrollerinde Tuba Büyüküstün ve Cansel Elçin) doğrudan oyundan esinlenerek Türkiye'ye uyarlanmış bir çiçekçi kız öyküsüydü, ama kanımca oldukça başarısız bir uyarlamaydı. Türkiye'de de sahneye konmuş oyun. Genelde Sevgi Sanlı çevirisiyle oynanmış son yıllarda ve "Bir Kadın Yarattım" alt başlığı kullanılmış. En son 2014 yılında Devlet Tiyatroları'nda sergilenmiş. Sağlam kurgusuyla, dönemine göre öncü konusuyla bu oyuna rastgelirseniz izlemenizi tavsiye ederim. LIZA: Alay etme benimle. Benimle alay etmen çok haince. HIGGINS: Ömrüm boyunca kimseyle alay etmedim. Alay etmek ne insanca bir yüze ne de insanca bir ruha yakışır. Ben sadece Ticarileşmeye olan haklı hor görmemi ifade ediyorum. Duygularla ticaret yapmam, yapmayacağım. Bana zorba diyorsun çünkü terliğimi getirerek ve gözlüğümü bularak benim üzerinde hak iddia edemedin. Aptallık ediyordun: Bir erkeğin terliklerini getiren bir kadın bence iğrenç bir görüntü: Ben hiç senin terliklerini getirdim mi? Onları benim suratıma atman senin gözümdeki değerini arttırır. Benim için köle gibi çalışıp sonra da seninle ilgilenilmesini istediğini söylemenin bir anlamı yok : kim bir köleyle ilgilenmek ister ki? Eğer geri dönersen, dostluk adına geri dön, çünkü başka hiç bir şey bulamayacaksın. Benim senden aldığıma kıyasla sen benden bin kat fazlasını aldın, o yüzden ev köpekleri gibi terlik getirme ve taşıma gibi küçük numaralar yaparak benim bir Düşes Eliza yaratma çabama gölge düşürürsen, kapıyı o aptal suratına çarparım. LIZA: Eğer beni umursamıyorsan neden yaptın ki bunu? HIGGINS: (İçtenlikle) Neden mi? Çünkü bu benim işim. (Çeviri bana ait)
PygmalionBernard Shaw · Alma Books · 0432 okunma
·
148 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.