Toplumun yerleştirdiği kurallar ve düzenin dışına çıkan”yabancı”olarak tanımlanan bu kişi daha suç işlemeden mahkum ilan edilir .Cinayetin sebebi sonucu üzerinde durmaksızın annesinin ölümüne ağlamamasının üzerine ısrarla durur.
Meursault bir varoluş sancısı içinde nasıl kıvrıldığı ,varlığın ve yokluğun hiçbir anlam ifade etmediğini nihilist
bir biçimde gösterir.
Bir diğer dikkat çekilen de kendi davasında söz sahibi olmadığını kendi kaderini bile Tanrı değil de insanların belirlediğini gözler önüne sürer.
Öte yandan bu kitapta bir Arap’ın öldürülmesini ve romanın bunun önemli olmadığını bilinçaltına göndermesi de kafamı karıştırmadı değil.