Gönderi

8/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2024 67. kitabı
Destansı ve masum bir hikâye okudum öncelikle. Bir gün içinde başlayıp bitirdim çünkü neler olacağını merak ettim. Demir Han ve Alkım Hatun’un birbirinden farklı huylara ve özelliklere sahip üç oğlu var. Üçüz kardeşler: Gök, Dağ ve Deniz… 12. yaşları yaklaşırken tüm oba heyecan içindedir. Heyecanlı bekleyişin sonu geldiğindeyse ‘’Hanlık Töreni’’ için herkes bir araya gelir. Bu törende üç kardeş ruhsal ve fiziksel anlamlarda zor sınavlardan geçeceklerdir. Bu sınavların içerisinde en önemlisi ise obaya bir av hayvanı ile dönmek… Avlanan hayvanlar obanın ileri gelen kadınlarına hediye ediliyor. Ve tören, sınavlardan geçenlere ‘’han’’ unvanı verildikten sonra sona eriyor. Sizce Gök, Dağ ve Deniz’in bu süreçte başlarına ne gelecek? Oba ahalisi ve hatta aile üyelerinin gözünde, isminden ziyade ‘’Ulu Bilge’’ diye anılan biri var bu kitapta. Üç kardeşten biri bu. İnsanları iyileştirecek şifalı bitkilerden karışımlar hazırlıyor, kendini doğanın içine atıp kafasını dinlerken bir yandan da yararlı bitkileri toplayıp sevdiklerine, yardıma muhtaç insanlara koşuyor. En çok sevdiği şey bunlar. Ve bunları zoraki değil, içinden gelerek yapıyor. Diğer kardeşleri de kendi karakterleri çerçevesinden bakıldığında çok iyiler. Biri babasından sonra han olmaya uygun, cevval ve cesaretli. Diğeri ise herkesin sevgisini kazanan, koşuk okuyan, eğlenceli biri. Ebeveynler de oğullarına düşkün ama onları şımartmadan yetiştirmiş, aile olmanın en güzel halini temsil eden iki insanlar. Oğuz Türkleri'nin geleneklerine de tanık oldum bir yandan. Yer sofraları, koşuk okumak, kopuz çalmak, avlanmak... Ve sıcak bir yuvanın kokusunu buram buram hissettim. Ulu Bilge’yi okurken işte bir aile böyle olmalı dedim içimden. Çünkü bana göre aile şudur: Ne hata yaparsak yapalım, bu hataları büyütmeden ve birbirimizi kırmadan, birlik halinde olabilmektir. Ve içimize atmadan her şeyi açıkça konuşabileceğimiz bir ortamın olmasıdır… Maalesef günümüzde ‘’aile’’ kavramının temelinin gittikçe oyulmaya başladığını görebiliyoruz. Herkesin birbirine karşı beklenti halinde olduğu bir ortam oldu artık aile yuvaları. İyilik için yapılan şeyin sadece kötülük olduğu, ‘’aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey’’ modunun her zaman açık olduğu, kavga çıkmasın ve kırgınlık olmasın diye biriktirilen her şeyin insanı adım adım zehirlediği yerler olmadı mı sizce? Arada istisnalar olsa da gün geçtikçe bireyselleşen ve bencilleşen toplumun akışında aile kavramının da etkilenmemesi absürd olurdu zaten. Modern dünyanın aile tablosu böyleyken Ulu Bilge’nin satırlarını okumak içimi ısıttı haliyle… Ulu Bilge kısacık bir metin ve yalın dille yazılmış destansı bir masal olsa da alt metninde değinmek istediği konular oldukça net. Bana kalırsa aile-çocuk etkinliklerinde okunabilecek güzel bir kitap. Neden ‘’aile-çocuk’’ diyorum? Eser beraber ele alındığında; hem çocuklar hem de ebeveynler, aslında hataların hayati önem taşımadığını, birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmenin ve kendimiz olmanın kimseyi mahvetmeyeceğini anlayacaklar. Ulu Bilge, Oğuz Türkleri'nin bir destanı gibi tat veriyor insana. Konularla bağlantılı şekilde ilerleyen çizimler de ayrı bir hoşluk katmış. Bir gün içinde başlayıp bitirdiğim bu eseri birçok açıdan beğendim, keşke daha uzun olsaymış bile diyorum. Yazarın kurguya kattığı merak ettirici unsurlar ve oluşturduğu sürükleyici atmosfer birçok okura hitap edecektir. Yazarın ve kitabın basım sürecine dahil olan herkesin emeğine sağlık... Yazarla gerçekleştirdiğimiz röportajımız ve daha fazlası için bakabilirsiniz: wannart.com/icerik/47416-ya...
Edebiyat
Ulu BilgeBüşra Bulut · Od Kitap Yayınları · 20242 okunma
·
179 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.