Puan vermedi·194 syf.····Okunma: 04 Aralık 2024 19:38 Barış Bıçakçı'dan okuduğum ikinci kitap Tarihi Kırıntılar oldu. Kitabı çok beğenerek, kitaptan etkilenerek okudum. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve aslında yazarın son çalışması olan Dünyaya Yeni Gelen Okurlar İçin'i okurken bana antipatik gelen bazı ögeler burada da vardı. Ancak genel bir değerlendirme ile baktığımda çok beğendiğim, oldukça iyi bir eser okuduğumu düşünüyorum.
Öncelikle, bir kayıp insan üzerinden anlatılan hikâyeler beni etkiliyor. Nice polisiye kitabın neredeyse klişe bir ögesi olarak kaybolmuş bir insan ile ilgili bir hikâye okumak şaşırtıcı hiç bir özellik taşımıyor. Polisiye hikâyelerde kaybolan kişinin bulunması kadar neden kaybolduğu da önem taşıyor. Burada da benzer bir durum söz konusu. Baş karakterimiz Can'ın kızkardeşi Meral bir şairin peşinden gidiyor ve 25 sene boyunca bulunamıyor. Kitap, Can'ın kardeşini arayışını, bu arayış aracılığıyla bir çok şairle görüşüp onlarla yaptığı söyleşileri hikâyelere dönüştürmesini, geçmiş zamana, bugüne ve hikâyelere dönerek anlatıyor. Ayrıca şairlerle yapılan ve hikâyeye dönüşen söyleşilerin ardından o şaire özgü şiir anlayışını açıklayan kısa poetika bölümleri yer alıyor.
Yazarımızın en büyük başarısı, metninin birazdan söz edeceğim ve tamamen bana ait ve beni bağlayan olumsuz özelliklerine rağmen baştan sona tutturduğu üslûp, derinlik, edebiyattan vazgeçmeden tam da içerden söyleyen yazarın kendisine ait ve özgü o söyleme, anlatma biçimi. Yazardan okuduğum ilk esere kıyasla "Tarihi Kırıntılar" fokur fokur kaynayan bir demlik gibi, büyük bir enerji taşıyor. Bu enerji, normalde ağır aksak bir akışa mahkûm olabilecek bir konunun ve meselenin 4 parçalı halinin maharetle işlemesinden kaynaklanıyor. Bu anlamda "Tarihi Kırıntılar", önemli edebiyat eserlerinin taşıdığı bir canlılıkla dolu bir çalışma.
Kitabın en büyük meselesi kayıp bir insan peşinde harcanan ve sarf edilen ömürlerse bir yandan da en az kayıp Meral kadar esrarlı bir şekilde sayfadan sayfaya çoğalan şiir gizemi. Ben hayatımda şiiri bana merak ettiren hiç bir eser okuduğumu hatırlamıyorum. Çok kötü bir şiir okuru olarak, okuduğum az sayıdaki kitaptan yola çıkarak şiir hakkında bir şey söylemem çok zor, ancak "Tarihi Kırıntılar" klişe gelecek belki ama hikâyesinde şiiri hakikaten bir gizem, bir merak ögesine dönüştürerek ona hiç tanıyamadığımız Meral kadar sırlı bir hava veriyor. Meral kitabın sonlarına doğru kendisiyle söyleşen Can'a bir şairin söylediği gibi, belki bir şairin değil, şiirin peşinden gitmiştir, diyor yazar. İşte peşinden gidilen şiirin ne olduğu, neden Meral'in şiirin peşinden gitmiş olabileceğine dair kitap boyunca kurulan gizemli, esrarlı atmosfer kitabın niteliğini artırıyor, çoğaltıyor. Kitabın sonuna dek içimde şiir okumaya duyduğum merak, nelerden mahrum kalmış olabileceğime dair bir pişmanlık ve acaba? duygusu da çoğaldı, arttı. Vezirin Gambiti dizisinden sonra az da olsa satranç nasıl hayatımın bir parçası olduysa ve bu durum sona ermediyse, "Tarihi Kırıntılar" da bir şiir esrarının peşine beni de salacak gibi.
Kitabın finalini çok beğendim. Bu noktada ister istemez spoiler veriyorum ama, Meral'in akıbetinin ne olduğunun bilinmemesi, yazarın bunu dert edinmemesi, Meral'in ve seçimlerinin ya da başına gelenlerin bir şiir sisinin içinde belli belirsiz sezilip öyle kalması kesinlikle çok güzel. Kitap boyunca süren bütün moral bozucu, üzücü olayların sonucunda hayatta kalmanın, başa çıkabilmenin, dayanabilmenin ve devam etmenin gösterilmesi ve bunun bir kitap sonu olarak değil de bir kitap başlangıcı olarak verilmesi de çok etkileyici, çok güzel seçimler kesinlikle.
Yazarın son kitabındaki sol görüşlerini bir şekilde ifade ettiği anlatma seçimleri bu kitapta çok daha fazla sayıda yer alıyor. Bu meseleler söz konusu olduğunda Barış Bıçakçı açık, net kelimeler tercih ediyor. Buradaki seçimlerin bir çoğu diğer kitaba kıyasla daha iyi şekilde ifade edilmiş, ancak kitabın başlarında yer alan bir kaç tanesi, tarz, seçimler, yazarın dikkatimizi çekmek isteği yerler, bana gereksiz geldi. Sol duyarlılık cümleleri. Ülkemizde sol deyince akla gelen bir kaç isim, kelime, sözcük . Bunlardan söz ederek yazar durduğu yeri mi gösteriyor, kimlere karşı olduğunu mu gösteriyor. Mesela Trabzon'da eren'in öldürülmesi gibi bir olay bu hikayenin parçası olabilir miydi? Tarafımızı kanıtlamak, kimden yana olduğumuzu göstermek zorundayız. Her defasında olmasa da özellikle ilk bölümlerde bu duyarlılık kitabın atmosferine zarar veriyor. Sonraki örneklerde yazar daha dikkatli, daha güzel kotarıyor bu durumu, daha edebiyata yakışan bir üslupla anlatıyor.
Sonuç olarak; çok iyi, çok nitelikli ve mutlaka okumaya değer diyeceğim bir kitap "Tarihi Kırıntılar". Barış Bıçakçı okumaya devam..