Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2024 162. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2024 00:04
Merhaba. Bu ayın ilk okuduğum kitabı Clara Dupont'un Taşların Anlattığı oldu. Daha ilk sayfalardan etkileneceğimi hiç düşünmemiştim. Hem üslup olarak hem de karakterlerin duygusal devinimlerini hiçbir şekilde yargılamadan anlatarak çok sade ve çok gerçekçi bir anlatımı tercih etmiş yazar. Kitaba dair yazılan yorumlardan biri ilgimi çekti öncelikle onu paylaşmak istiyorum. "Yazarın kendi söylemiyle "norm dışı" bir erkek kardeşi varmış ve yazar 20 yaşındayken vefat etmiş."* * Bilgi; bantmag.com/taslarin-anlattigi sitesinden alınmıştır! Kitabı okuyunca anlaşılacağı üzere yazarın bu trajik gerçek yaşanmışlıktan eserin doğduğu söyleniyor. Sağlıklı bireylerin olduğu aileye bir bebek daha doğmuştur. Fakat aile umulmadık bir sorunla karşılaşmış sevinç yerini hüzne bırakmıştır. Çocuğun göremediği fark edilmiş sonrasında ise bir daha ne görebilecek, ne konuşabilecek ne de yürüyebilcek olduğunu bununla da kalmayıp ömrünün kısa süreceğini öğrenirler. Ailenin dünyası başlarına yıkılır ve bununla baş etmeye çalışmaktan başka çareleri yoktur. Kitap üç karakterin çocuğa karşı davranışlarını, hayata karşı bocalayışlarını anlatır. Üç karakterden biri Ağabey, diğeri Kız Kardeş ve Sonuncu yani her şey yaşandıktan sonra gelen en son kardeş. Aslında her birini birbirine bağlayan çocuğun onunlayken ve ondan sonra bile onlara şifa verdiğini görürüz. Varlığıyla ve de yokluğuyla aileyi bir arada tutan yegane kardeş olarak hafızlarda yer bırakan bir karakter olacak. #kitapalıntıları : Biz, bu hikâyeyi anlatmaya yeltenen avlunun kızıl taşlarıyız, bizim için asolan sadece çocuklardır. Anlatmak istediğimiz onlardır. Duvara gömülü olan biz, onların hayatlarına bakarız. Asırlardan beri tanığız. Hikâyelerin unutulmuşları hep çocuklardır. Onları küçük koyunlar gibi içeri sokarız, onları koruduğumuzdan daha çok, kendimizden ayrı tutarız. Oysa taşlara oyuncak muamelesi yapanlar sadece çocuklardır, bize isim verirler, rengârenk boyarlar, üzerimizi resimlerle, yazılarla doldururlar, bize ağız, göz, çimenden saç yapıştırırlar, üst üste yığıp ev yaparlar, bizi suda sektirirler, dizip kale yaparlar ya da tren rayı. Yetişkinler bizi kullanır, çocuklar bizi başka bir şeye dönüştürür. Bu yüzden onlara derinden bağlıyızdır. Bu bir minnet meselesi. Şu sözü de onlara borçluyuzdur: Her yetişkin, bir zamanlar olduğu çocuğa karşı borçlu olduğunu unutmamalıdır. Hayat, oradaydı, bir nefes mesafede; ne ürkek ne de savaşçı, sadece orada. O, mutluluk ihtimalini kayıp ihtimaliyle bağdaştırmış bir yetişkindi Kaygı içinde kök saldı, dağlardaki incir ağaçları gibi filizlendi, sert ve dayanıklı. Belki bir gün geçecek. Belki de geçmeyecek. Kırılganlık hoyratlık doğurur... "Onunla kavuşmam için ölmesi gerekti." ... "Hayır ama, bak. Ölmüşken bile bizi birbirimize bağlıyor."
Edebiyat & Roman
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,613 okunma
72 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.