·320 syf.····Okunma: 14 Ağustos 2024 00:00 Herkese merhaba bugün Modern Klasikler Dizisinin 23. kitabıyla karşınızdayım.
Jack London’ın kalemini çok seviyorum, Demir Ökçe de çok merak ettiğim, etraftan çok övgülerini duyduğum bir kitaptı. Beni de yanıltmadı, konu olarak, anlatış biçimi olarak en beğendiklerim arasında yerini aldı.
Ayrıca kitabın ilk distopya örneği olarak kabul edilmiş olduğunu da unutmayalım.
Kitap Ernest Everhard’ın eşi Avis Everhard tarafından yazılmış elyazmaları olarak ilerliyor. Konu ise yaşanan insan eşitsizlikleri.
Avis ünlü bir profesörün kızıdır. Babasının evinde güzel bir yaşam sürerken etrafında olanların hiç farkında değildir. İnsanların güzel hayatı olduğuna çalışanların hak ettiği değeri aldığına inanıyordur.
Bir gün evlerinde verdikleri bir davete Ernest Everhard isminde genç bir delikanlı da katılır.
Profesör sohbetin konusuna Ernest’i de çekmeye çalışır. Ernest söyleyeceklerinin yaratacağı etkiden dolayı önceleri susmayı tercih etse de dayanamaz ve o keskin zekasıyla yakıcı kelimeleriyle masadakilerin zihinlerinde kuşku tohumlarını yaratmayı başarır. Özellikle de Avis için o geceden sonrası çok başka olacaktır.
O güden sonra Avis etrafını araştırmaya başlar, bulduğu her şey ise hiçte iç açıcı olmayacaktır.
Dönemler değişse de değişmeyen tek şey yaşadığımız eşitsizlikler.
Bir kesimin bu durumun farkında olmaması etrafında kötülüğün var olmadığını düşünmesi ve diğer kesimin durumun farkında olduğu halde daha fazla sömürmek istemesi…
Kitapta her kesimden insanlar çıkıyor karşımıza.
Demir Ökçe’nin kahramanları ile tanışmaya davet ediyorum sizleri…
#alıntı
”Maneviyatları konusundaki hiçbir suçlama onları sarsmaz.”
Konu kanun bilgisiyse, yasalardan sıyrılmanın en iyi yoluysa veya hırsız şirketler lehine yeni yasalar çıkartmaksa ben ancak sizin ayağınızın tozu olabilirim. Ama konu sosyolojiyse, yani benim işimse, bu kez siz ancak benim ayağımdaki toz olabilirsiniz.
Tek bir satır, dile getirdiği tek bir düşünce olmayacak basında. Basın ha? Bastıran, örtbas edenlerdir onlar!