Puan vermedi·1062 syf.····Okunma: 05 Aralık 2024 22:09 “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine has bir mutsuzluğu vardır.”
Bu kitaba başlama sebebimin sadece bu cümle olması...
Anna Karanina başlarda sadece 19. yüzyılda yaşanan bir hikaye olarak görünür ancak derinlemesine incelendiği zaman o dönemi Rusya'da yaşanan iç çöküntüleri yüksek sosyetede yaşanan kaosu gözler önüne seriyor. Anna her zaman dikkat çeken zarif güçlü bir kadındır. Kendisi biraz daha tutkulu özverili birisiyken daha çok genç yaşta kendi karakterine çok ters biri ile yaptığı yanlış evlilik sonucu mutsuzluğa sebep olur. Daha sonra karşısına çıkan güçlü eğlenceli Vronsiky ile yaşadığı aşk ile istediği mutluluğa ulaşacağını sanar ancak aradığı masum heyecanlı aşkı yozlaşmış bir kişide bulması imkansızdır. Kitabın en başında abisi Oblonskiy eşini aldatır ve tüm sosyete "erkeklerin böyle bir hata yapabileceğini" savunarak durumu göz ardı eder. Ancak aynı durumu Anna yapınca onu suçlar "ahlaksızlık" ile kınarlar. Her ne kadar içten içe ona imrenseler de kendi yapamadıklarını Anna yapar çünkü Anna diğerleri gibi sahte davranamaz ve istediği mutluluk için elinden geleni yapar.Ancak mutsuz bir son kendisini bekler. Çünkü aradığı saf aşkını Vronsiky de bulamaz ve ilk tanıştıkları zaman şahit oldukları bir intihar olan tren rayına atlama Anna'nın da sonunu getirecektir. Anna hikayesi aynı zamanda yazarın komşusunun yaşadığı bir olaydır ve yazar da çok etkilenerek bunu romanına yansıtır. Kitapta asıl önemli karakterlerinden birisi de Levin'dir. Levin biraz daha Tolstoy'dan izler taşır. Bakış açısı yaptığı doğru seçim ile mutlu huzurlu evliliği ve o dönemi sorgulayışı bir çok açıdan benzerlik içerir. Sadece bir roman olarak değil de o dönemi bir çok açıdan değerlendirilmesi yapılacabilecek bir eser olarak olarak görüyorum. Keyifli okumalar dilerim.