·132 syf.····Okunma: 29 Kasım 2024 15:16 Hayatta bazı anlar vardır. Her şeyin bittiğini, yolun sonuna geldiğinizi düşündüğünüz fakat hikayenizin asıl orda başladığı zaman çizgileri. O noktadan sonra içinize bir ışık dolmaya başlar ve artık onu hiç bir karanlık boğamaz. Tam olarak böyle bir ışık sezinledim bu hikayede. Gülünç Bir Adamın Düşü’nden bahsediyorum tabi, kitaba adını veren üçüncü hikayeden.
Kitap üç hikayeden oluşuyor. Tatsız bir olay, Timsah ve Gülünç Bir Adamın Düşü. İlk iki hikayeyi daha önce okumuştum. Rüyaların Üçüncü Reich’ı kitabında Charlotte Beradt bu öyküye referans verince hemen aldım elime.
Şüphesiz Dostoyevski’nin, içinde ışıltı ve sevinç barındıran nadir öykülerinden. Hoş! Dostoyevski öykülerinin istatistiğini yapacak çıtaya yükselmedim henüz ama, okuduğum kadarıyla diyeyim. İntihar etmekten son anda vazgeçen bir gencin yaşama bakışının nasıl değiştiğini okuyoruz öyküde. Bir yaşama sevincine, bir umuda tanıklık ediyoruz. Kitabın tanıtım bülteninden etkilendiğimden veya Charlotte Beradt’ın yorumdan çıkarım yaptığımdan belki, ben bu öyküyü Dostoyevski’nin son anda gelen bir haberle Çar’ın idam mangasından kurtuluşu ile özdeşleştirdim. Her şeyin sonuna geldiğin ama her şeyin asıl o zaman başladığı o kutsal an. Yazdıklarımız, yazacaklarımız ana rahmine düşmüş bir bebeğin gün be gün büyümesi gibi büyür zihnimizin içinde. Çoğu zaman dünyaya getirilişleri bir insanın anne karnında kaldığı süreden çok daha uzundur ama ana rahminde bekler gibi insanın zihninin bir köşesinde beklerler. Dostoyevski bu eseri ölümüne bir kaç sene kala yazmış. İçindeki ışığı saçmak için önce biriken karanlığı atması gerekiyordu belki de. Zorlama bir yorum mu oldu bilmiyorum ama ben tam olarak böyle kurdum kafamda. Her incelememde belirtirim, Büyük Usta beni dünyasına almaz, ben de sabır ve sebatla anlaşacağımız günü beklerim. Bu öykü bir dönüm noktası oldu benim için. Pejmürde gibi süklüm püklüm önünde beklediğim sarayının kapısı açılmak için bir gıcırdadı sanki. İlk kez onu anlamak için eserlerinden önce hayatına bakmam gerektiğini fark ettim. Kitaplarını değil önce onun yaşadıklarını anlamaya çalışmalıyım. Hemen bir araştırma yaptım ve elime Andre Gide’nin Dostoyevski’sini aldım. Benim Dostoyevski ile yolculuğum şimdi, bugün başlıyor.