Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık
Puan vermedi·320 syf.··
2024 2. kitabı
Dünyamızı değiştiren 12 hastalık kitabı kaynakça ile beraber 301 sayfadan oluşmaktadır. Kitap Türkiye iş Bankası kültür yayınları 6. Basımdır. Basım yeri İstanbul’dur. İngilizceden Türkçeye çeviren Emel Tümay ve Mine Anğ Küçüker’dir. Yazar Irwın William Sherman emekli bir biyoloji profesörüdür. Riverside Kaliforniya üniversitesinde 42 yıl öğretmenlik yapmıştır ve başkan yardımcısı olarak emekli olmuştur. Sherman sıtma çalışmaları ile tanınır. Ölüm tarihi 5 Ocak 2022’dir. Dünyamızı değiştiren 12 hastalık kitabında birçok salgın hastalık ele alınmıştır. Kitabın konusu geçmişteki beklenmeyen salgınlardan çıkardığımız veya çıkarmamız gereken dersler ve bu bilgilerimizi gelecekteki salgınlar karşısında ne ölçüde kullanabileceğimizdir. İlk hastalık porfiri ve hemofilidir. Hastalığın kökeni yunanca mor anlamındaki porphurostan gelmektedir. Bu hastalık genetik bir hastalıktır. Deride su toplaması kabarcıklar ve kırmızı yara dokusu oluşturur ve bireylerde hücre ölümüne sebep olur. Hemofili öyle bir hastalıktır ki pıhtılaşma olmazsa kan yaradan sürekli akıp dolaşım sisteminin çökmesine yol açar. Hasta bu şekilde kan kaybından ölür. Kitabımızda da Kraliçe Victoria bu hastalığı çocuklarına geçirmiştir. Böyle doğuştan genetik hastalıklara bir çözüm yolu yoktur. İkinci hastalığımız İrlanda patates mantarıdır. Kısacası bu hastalıktan da bahsedecek olursak eğer 1945'te İrlanda Denizi üzerinden tuhaf bir sisin patates saplarına gelerek patatesleri tamamıyla çürütmüş olduğu gözlemlenmiştir. Tarladaki ürünün %40'ı ziyan olmuştur. Kiracı çiftçiler ve aileleri parazitli patatesleri kurtarmak için tarlaları ve bataklıkları suladılar, çürümüş kısımları temizleyerek geri kalanlarını öğüterek un yaptılar ve bu kabukları yediler. Bunun sonucunda virüse maruz kaldılar. Çiftçiler bu besine çok değer vermektedir. Bu hastalık yanında patateslerin sebil olması çiftçileri çok fazla etkilemiştir. O dönemde hastalığa sebep olan bu küfrü inceleyen birçok bilim adamını farklı görüşler sunmuşlardır hastalığa sebep olan şeyin bir mantar olduğu anlaşılmıştır. Kabul görülen düşünce soğuk nemli ve pis havanın hastalığa neden olduğuydu. Bu mantarı yok etmek için mantar hastalığına dirençli yeni patates çeşitleri bulunmalı ve daha etkili fungicitler geliştirmelidir ancak daha önemlisi gelecekteki kıtlıkları önleyebilmek için hem siyasi iradeye hem de bütün dünyada sosyal sorumluluk gösterilmesine ihtiyaç olduğunu bilincine varılmalıdır. Daha sonraki hastalık koleradır. Kolera çok tehlikeli bir hastalıktır. Pirinç suyu görünümünde çok fazla miktarda sıvı anüsten dışarı akar yani bağırsakları direk boşaltmaktadır. Endonezya'nın selebez adasında başlayan son kolera salgını tüm dünyaya hızla yayılmıştır. Kolera 1960'larda Ortadoğu'da görülmüş 1970'lerde Avrupa'ya yayılmıştır. 1991'de yüzyıllık bir aradan sonra Amerika Kıtası’nda yeniden ortaya çıkmıştır. Kötü kokulu ve zehirli miyasmanın sığ bataklıklardan kaynaklandığı ve akarsuları kirleterek hastalığa neden olunduğu öne sürülmüştür. Florence Nightingale ölümcül hastalara yönelik tedavi uygulayan ilk hemşire olarak kabul edilir. Koğuşları havalandırarak yatak çarşaflarını sürekli değiştirerek, ilkbahar geldiğinde lağımları temizleyerek ve günlük gıdaya meyve ve sebzelerin eklenmesi sonucu ölüm oranının düşürüleceğini savunmuştur. Gerçekten de hemşirenin dediği olmuştur. İngiliz ordusunda sağlık verimlilik ve hastane yönetimini etkileyen meseleler konusunda notlar başlıklı bin sayfalık bir rapor hazırladı ve hem Amerika iç savaşı hem de Fransa Prusya savaşında yaralıların daha insani ve etkili bir şekilde tedavi edilmesi konusunda ilham kaynağı oldu. Bu şekilde birçok yerde kolera tedavi edilebilir bir hastalık haline geldi ancak halen Asya ve Afrika’nın bazı bölgeleri ile Güney ve orta Amerika'nın bazı ülkelerinde yaygın olarak sürmektedir. Kolera günümüzde karantina hastaların tedavisi enfekte kişilerin içme suyu ve yiyecekleri kirletmesinin önlenmesi ile kontrol altına alınmaktadır. Sonraki hastalık çiçektir. Virüs ağız ve burun mukozasında ürer. Enfeksiyonun ilk haftasında hastalığa ilişkin hiçbir işaret yoktur ancak bu evrede virüs öksürük veya sümük ile çevreye yayılabilir, lenf düğümlerine ve daha sonra kan yoluyla iç organlara ulaşabilir. Buralara yerleştikten sonra yine ürer yeniden kan dolaşımına girer yaklaşık 9 günde belirtiler ortaya çıkar baş ağrısı ateş üşüme titreme bulantı kas ağrısı ve bazen kasılmalar gözlemlenir. Kişi çok hasta olduğunu hisseder birkaç gün sonra tipik bir döküntü ortaya çıkar. Hastada döküntü başladıktan sonra kabukları dökülünceye kadarki sürede hastalığı bulaştırabilir. Hastalıkların çoğu döküntü ortaya çıktıktan birkaç gün sonra veya bir hafta sonra hasta olur. Frengi hastalığı ise birçok ülkede Çinli hastalığı L hastalığı İspanyol hastalığı Napoli hastalığı diyerek farklı şekillerde adlandırılmaktadır. Hastalık, insandan insana deri temasıyla bulaşmaktadır. Aslında en tehlikeli dönem frengili hastanın hastalıksız gibi görünüp hastalığı başkalarına dolaştırabildiği erken latent evresidir. Tedavi yöntemi arasında Penisilin ilacı frengi ve diğer bakteri hastalıklarının tedavilerindeki başlıca ilaç durumuna gelmiştir. Ancak etkin mekanizması daha sonradan keşfedilebilmiştir. Penisilin bakterilerde hücre duvarı yapımını engellemektedir hastalıkların önlenmesi hem tanı hem de tedavi için kapsamlı programları gerektirmektedir. Hem tanı hem de tedavi için kapsamlı programları gerektirmektedir fakat asıl önemli olan bu programların cinsel yolla bulaşan hastalığın sosyal ve kültürel dinamiklerine uygun olmasıdır. Sıradaki hastalık verem hastalığıdır. Hasta sık sık öksürür balgamı koyu ve bazen kanlı gelir. Derisi soğuktur, yanaklarının kızardığını ve hastalığın büyük acıya ve ölüme neden olduğu gözlemlenmektedir. Veremin çabuk yayılmasının en önemli sebebi yetersiz havalandırmadır. Verem için iki farklı ilaç keşfedilmiştir. Bunlar izoniazid ve rifampindir. İlaçlar hastalara uygulandığında %85'inden çoğunda tedavinin başlamasını izleyen 2 ay içinde balgam kültürleri negatifleştiği gözlemlenmektedir. 6 ile 9 aylık izoniazid tedavisi ile tüberküloz prevelansı, HIV ile enfekte kişilerde tüberkülin testi pozitif olanlarda yaklaşık %60 ve deri testine bakılmaksızın ilaç uygulamalardan yaklaşık %40 oranında azaldı ne yazık ki bu ucuz tedavi yöntemi Afrika'da çok az kullanılabilmiştir. Sayfalar ilerleyen sayfalarda bulaşıcı hastalıklara örnek olaraktan Sıtma, Sarıhumma, grip, AİDS hastalıklarından bahsedilmiştir. Geri kalan kısımları da toplayacak olursak eğer kitapta bahsedilen birçok hastalığın ilk başta etkileri daha sonrasında bunlar üzerine yapılan tedavi yöntemleri aşılar ya da karantina uygulamalarından bahsedilmiştir. Kitapta en çok dikkatimi çeken olaylardan bir tanesi de bu salgınların sadece insan hayatını etkilemekle kalmayıp aynı zamanda siyasi politik kültürel durumları da etkilediğini gözlemledim. Teorik bilgilerin detaylı bir şekilde giriş gelişme sonuç niteliğinde anlatılması hastalıkların nasıl ortaya çıktığını anlamamıza yardımcı olmuştur. Ek olarak kişilerin üzerinden örnekler verilerek hikâyeleştirilerek anlatılması kitaba belgesel havası katmıştır. Okunabilirliğini kolaylaştırılmıştır. Son söz olarak bir hastalığın kontrol altına alınması için patojenin biyolojisinin anlaşılması yeterli değildir. İhtiyaca cevap verecek parasal kaynak ulusal irade ve toplumun güvenini kazanmaya yönelik stratejiler de gereklidir. Hastalıkların önlenmesi enfeksiyon etkenlerinin nasıl yayılacağına ilişkin bilgiler elde edilmesi için iyi bir yol haritası çizilmelidir. Ayrıca sağlam güçlü bir sağlık sistemi çerçevesinde kontrol önlemleri alınmalıdır. Adil bir şekilde uygulanmalıdır. Bazı durumlarda hastalığın bilimsel olarak anlaşılmasının halk sağlığı açısından faydalı olabilmesi için tüm müdahalelerin en zorunun uygulamaya konulması gerekecektir. Aslında insanların davranışlarını değiştirmek bunların en başında gelmektedir. Hastalıkların verdiği sıkıntıların hafifletilmesi sadece makul değil aynı zamanda ulaşılabilir bir hedeftir. Bu yüzden ilk hedef toplumun bilinçlendirilmesidir. Dünyamızı değiştiren 12 hastalık kitabını bir belgesel tadıyla okudum. Bölümlerinin aynı konu fakat farklı içerik olmasından ötürü kafa karıştırmadan okuma tadı aldım. Her bölüm kendi içerisinde kutuplaşmış bir biçimde sunulmuştur. Dolu içeriği ve akıcı dili sebebi ile kitabı herkese tavsiye ederim.
Sağlık-Politika
Dünyamızı Değiştiren On İki HastalıkIrwin W. Sherman · İş Bankası Kültür Yayınları · 2016295 okunma
·
130 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.