Ne zaman bir Haldun Taner öyküsü okusam hem çok eğlenirim hem de şok olurum. O her hikayesinde olduğu gibi bu hikayesinde de insanımızın bir röntgenini çekmiş, zaaflarımız, iki yüzlülüklerimiz, defolarımız ayan beyan ortaya çıkmış. Bu öykünün kurmaca olduğuna inanmak benim için çok zor... Sanki bu olaylar bir yerde aynen yaşanmış ve ben de bir şekilde bu olaylara şahit olmuşum gibi hissediyorum. Bir mizahi öykünün böyle gerçek olması beni şaşırtıyor. Diyaloglar ve anlatım tarzını sanırım anlatmaya bile gerek yoktur. Başka bir ülkede doğsa bugün kitapları yüzlerce dile çevrilmiş olurdu.
Zengin bir genç tarafından iğfal edilen kimsesiz bir kız çocuğu için mücadeleye başlayan mahallelinin finalde geldiği durum hem çok komik hem de çok acıklı. Çünkü bizim iyi insanımız bile bir duruş sahibi olamıyor galiba…
Benim, senin, bizim çaresizliğimiz üzerine bir öykü…