10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
İlk defa bir kitap hakkında inceleme yazıyorum, ilk defa bir kitap hakkında inceleme yazmayı bu kadar çok istiyorum. Çünkü benim için olan anlamı içime sığmıyor, bardağı taşıran su damlalarını yazıya dönüştürmek istiyor. Bunları yazarken elime yüzüme bulaştırmaktan korkuyorum. Benim için derin olan anlamını, kurduğum cümlelerle sanki bir kuş tüyü kadar hafifmiş gibi gelmesinden korkuyorum. Yeraltımın yanlış anlaşılmasından korkuyorum. Yeraltından Notlar hakkında yazmayı düşünürken nesnel bir şekilde yazacağıma karar kılmıştım ama olmuyor işte. Yazmaya başlayınca bu cümlelerin hiçbiri yoktu sanki bunları bilinçdışı bir şekilde yazıyormuşum gibi, yaprakların kendilerini hiç tereddüt etmeden esen rüzgara bırakıp dansa kalmaksı gibi kalemim. Abarttığımı düşünebilirsiniz lakin inanın ki bu hafiflemiş hali, hiçbir kitapta kendime bu kadar yakın olmamıştım hatta olamamıştım. Bunu yazıp yayınlandıktan sonra pişman olmak istemiyorum, kendimi kınamak istemiyorum. 15 yaşındaydım, birden anlamadığım bir şekilde kitaplara ilgim uyanmış okumak için kitap bakmaya başlamıştım. Tabii ilk defa kendi isteğiyle kitap okumak isteyen birinin seçeceği kitaplar bellidir; Suç ve Ceza, Şeker Portakalı, Sokrates'in Savunması ve bunlara benzer birkaç tane kitap daha. Tam bu kitapları alıp alışverişi bitirmek üzeredeydim ki birden gözüme "Yeraltından Notlar' adlı kitaba takıldı. Daha önce adını hiç duymamıştım, kitap okumayı sevmezdim o yüzden olsa gerek sürekli okulda bahsedilen kitaplar dışında kitap bilmezdim. İsmi ilgimi çekmişti -bir kitap alırken benim için isim ve yazar önemlidir zaten konuya bakmazdım, bakmıyorum da-. Ya bir iç çöküntüyü anlatıyor ya da yeraltından insanlara sesleniyordu, diye düşünmüştüm bana beni anlatacağından habersiz. Aldıktan hemen sonra okuyamadım çünkü bazı kişilerden anlaşılması zor bir kitap olduğunu duymuştum, bununla beraber okuma geçmişim de pek aydın değildi. 'Okuma geçmişi benden fazla olan insanlar bile böyle düşünüyorsa okuyup da napacağım?" diye düşünmeden edemedim. Okuma hevesim tamamen kaçmıştı, yani ben öyle zannediyordum içimde hâlâ okumak için can atan bir kısım vardı ve ben o kısmı görmezden gelmeye çalışıyordum. En sonunda 15'i bitirmeden okumaya başladım ve anlamadığım bazı kısımlar olsa dahi kendimi bulanık bir aynda görmüştüm bir kere, daha önce bir yazıyı okurken böyle hissetmemiştim. Okuyuşumun ardından biraz zaman geçtikten sonra tekrar okudum, bu okuyuşumda bulanık olan ayna netleşmişti hatta karşımda gördüğüm kişi aynadaki yansımam değilmiş de sanki benimle aynı düşünceleri paylaşan bir ikizimmiş. Bu bahsettiğim ikizlik kesinlikle ikiz kardeşlik değil, çok farklı bir şeydi. Ben, benin karşına geçmiş elimile bana dokunuyor, gözümle bana bakıyor... kısacası zihinimle beni anlamaya, tanımaya çalışıyordum. Bu ikinci okuyuşumda altını çizmek istediğim o kadar yer vardı ki kıyamadım fakat üçüncü okuyuşumda kıydım. Üçüncü okuyuşumda kitapta bulunam her cümlenin altını çizmekten bitap düştüm. Anlıyor musunuz? Ben yeraltıydım. Yazım saçmalıklara dolu olmuş olabilir, gereğinden fazla uzun da olmuş olabilir. Ama bunlar şu an, bu saatte, bu dakikada hiç önemli değil. Yazım veya noktalama hatalarının da canı cehenneme. İyi uykular dilerim. 02.00
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
·
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.