·608 syf.····Okunma: 09 Aralık 2024 01:47 Kitap, Dinler Tarihi’nin temeli olan Sümerliler dönemiyle başlıyor. Anlatım sırası ve bilgi kaynaklarını bazı eksikliklere rağmen başarılı buldum, ancak genel olarak birçok konuyu üstün körü anlatıyor. Örneğin, Sümer tabletlerinin yaklaşık 200 yıl önce, oldukça yakın bir tarihte bulunduğunu; bu tabletlerdeki hikayelerin günümüz inançlarının birçoğunu oluşturduğunu; tabletlerdeki yazıların paylaşılmasıyla birçok insanın dinden çıktığını ve bu sebeple tabletlerin toplatılıp birçoğunun ortadan kaldırıldığını dile getirmiyor.
Tek tanrı inancına giriş bölümünde Yahudi inancı Yehova’nın hikayesiyle başlıyor: Yehova’nın Firavun’la olan savaşları, inanan halk dışındaki halka yapılan gaddarlık ve sonunda Yehova’nın zaferi. Bu süreçten sonra toplum, alışık oldukları çok tanrılı inanç sisteminden tek tanrılı inanca geçişte adaptasyon sorunları yaşıyor. Büyük bir kesim, Yehova’yı savaş tanrısı olarak benimseyip diğer ihtiyaçları için eski tanrılarından yardım istemeye devam ediyor. Bu sürecin, çeşitli din adamları ve peygamberlerin anlatımlarıyla Yehova’nın merhametli ve her şeyin hakimi olan bir tanrı olarak algılanmasına dönüşümünden bahsediliyor. Çok tanrılı dönemden çıkışta, kadın tanrılara olan inancın kalkmasıyla birlikte kadın-erkek eşitsizliğinin artışına ve neredeyse tüm dinlerde görülen erkek kayırıcılığının toplumlarda yarattığı trajik etkilere de değinilmiş.
Hristiyanlık bölümünde dikkatimi çeken eksikliklerden biri, yüzyıllarca süren ve hala belli ölçüde devam eden siyahilere yönelik ırkçılığın temelinde dinlerin olduğuna değinilmemesi oldu. Öyle ki bu ırkçılık, İsa peygamberin tasvir edildiği yüzün aslında ona ait olmamasının da sebebidir. İsa sandığımız yüz, 6. Papa Alexander Borgia’nın oğlu Cesare Borgia’dır. Bu resmi ilk çizen ve dünyadaki tüm kiliselere yayılmasını sağlayan kişi de Leonardo Da Vinci’dir. Yıllarca rahibelik yapmış bir yazarın, kapsamlı bilgiler vermesini ve yanlış bilinen doğruları kaynaklarıyla açıklığa kavuşturmasını beklerdim. (Siyahi ırkçılığının temellerini araştırmanızı öneririm.) Hristiyanlık bölümlerinin büyük bir kısmında, kaç kitaptan oluştuğu ya da İsa’nın çarmıha gerilme hikayesi gibi en düz ve temel konuların üstün körü anlatılmış olduğunu gözlemledim.
Filozofların ve feylozofların düşüncelerini incelediği bölümleri başarılı buldum. Gazali’den Nietzsche’ye birçok düşünürün, yaşadıkları dönemin şartları altındaki mantık ve bilimle birleşmiş fikirleri; bu fikirlerin sebeplerine dayanarak yaptığı yorumlarla zenginleştirilmiş. O dönemlerde düşünmenin ve mantıklı davranmanın ölümcül olabileceğini, öldürülen filozofların hikayeleriyle hatırlatıyor.
Mistisizm ve Budizm gibi yaşam felsefesi ve inanç konularına da yer verilmiş.
Kitabı, Dinler Tarihi’ni yeni araştırmaya başlayanlar için bir başlangıç kitabı olarak değerlendirmek zor, belli bir temel bilgi gerektiriyor. Ayrıca, bu kitabı okursanız yeterli bilgi edinmiş olursunuz diyemem. Ancak genel olarak, bazı eksik kaynaklara rağmen güzel bilgilerin yer aldığı ve başarılı bir genel anlatıma sahip olduğunu düşünüyorum.