Gönderi

Puan vermedi·128 syf.··
2024 6. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2024 17:15
Bir distopyanın temeli muhakkak ki "özgürlük" ve "politik taşlama" üzerine kurulmalı. Daha önce okuduğum distopik kurgular gibi Cesur Yeni Dünya'da da bu böyleydi fakat Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret'te kurguladığı evrenden hareketle fikirlerini daha net açıklayan Huxley, temelimizi biraz sarstı. Güzel bir oligarşi tanımıyla başlayan Huxley'in söylemlerinin; giderek vasat bir Amerikan demokratına, bir proavrupacıya ya da "PhD tayfadan" politika yorumlayan bir sosyoloğa dönüşmesi -her ne kadar okura aktarmasa da kendi fikir dünyasında oligarşi ve kapitalizm arasındaki duvarı da yıkmıştır diye düşündürürken- bahsettiği özgürlüğün de epey yavan kalmasına neden oluyor ve elimizde iki farklı özgürlük kalıyor kitapta ilerledikçe: Huxley'in "yavan özgürlüğü" ve bir distopyanın temelinde olması gereken has "devlete karşı özgürlük". Bu farkı belki günümüzde liberalizm ve liberteryenizm arasındaki fark olarak tanımlamak da mümkün. Nüfus kontrolü üzerine komüncü savunusu, "kurguladığı evreni bir distopya değil de ütopya olarak görüyor olabilir" diye düşünmeme neden oldu. Keza nüfus kontrolünün "birey özgürlüğüne müdahale etmek" olarak tanımlanması için; kendi kurgusundaki gibi, Londra Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'ndeki şişelere ayrılmış olan döllenmiş yumurtaların hesabını, kitabını, halklarını, gelecekteki mesleklerini yapan/seçen bir memur grubuna ihtiyaç yok. "Müthiş elitist" ve "iyi doktrin" sahibi bürokratların nüfus kontrolü üzerine dandik sosyal politikaları da gayet tabii birey özgürlüğüne müdahaledir. Huxley'in yavan özgürlük yaklaşımıyla kitabın sonlarında yaptığı Dostoyevksi alıntısı, "insanları mutlu etmek için özgürlüğü yenilgiye uğratmayı" içeriyor ve bu bir otorite taşlaması olarak sunuluyor. Bu sunu, Avrupa'nın savaş sonrası dönemde şekillenen makul (!) sosyal reformlara olan inancı ve merkez-sol bir yaklaşıma yaslanması da göz önünde bulundurulduğunda kitabı 1958'de yazan Huxley'in vasat bir demokrat konumunda olmasını pekiştirir nitelikte. Fakat kitapta sık sık kendini ileri görüşlü olarak sunmasına karşın ben bu otoriteye alınan nişanın, "insanlara rağmen, insanlar için" ya da "kadınlara rağmen, kadınlar için" gibi paternalist tabirler nedeniyle günümüz solcularına ve sözde anti-otoriterlere çevrilmesi taraftarıyım. 32. sayfada yaptığı demokrasi - monarşi karşılaştırmasında da yanlış yer tuttuğu kanısındayım. Temel konu iyi yönetim ve özgürlük ise Hans-Hermann Hoppe'un tanımlamaları bence çok yerinde: Demokraside durum, yalnızca yeniden seçilme çabalarıyla hareket eden yöneticilerin kendi iktidarını sürdürmek için vergi ve borçlanma yoluyla toplumun kaynaklarını sömürmesi iken; monarşide ise hükümdarın, toprak ve mülkiyet üzerinde kalıcı bir sahipliği olması nedeniyle toplumun refahını artırmak için daha uzun vadeli kararlar alması söz konusudur. Bu bence "iyi yönetim", "verimli yönetim", "iktisadi özgürlük" gibi terimler için daha doğru bir konum.
Edebiyat
Cesur Yeni Dünyayı ZiyaretAldous Huxley · İthaki Yayınları · 2018629 okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.