Size daha öncede @vi_keeland 'in travmatik bireylere düzgün aşklar yazdığını söylemiştim değil mi? Bu seferki konumuz biraz daha ağırdı. Yine yağ gibi aktı gitti sayfalar. Kızımızın cesaretine hayran olmamak elde değildi. Tabii ki adamımız Grant buna vuruldu. Cesaret iyidir. Hele ki bir kadın için çokta önemli. Yine kadınlara yönelik iş yerlerinde yapılan çirkin baskının göndermesi vardı ki bunu sevdim. Unutmadan bu güzelliği maratonun ikinci kitabı olarak seçmiştim ve evet bitti. Arkadaşlar alışın artık ben çok hızlı okuyorum. Hele birde sevdiğim ve saran bir kitapsa çok daha hızlı okuyorum. Buna şaşırmayın artık. Alışın. Ben alıştım ama artık herkese yemin ederim okuyorum diye kendimi savunmaktan yoruldum.
Kitap çok güzel başladı ve öylede devam etti. Lakin ben her an bir yerden birsey çıkmasını bekledim. Malum bu tür kitaplarda olmazsa olmaz bir vaka görülür. Ancak yabancı yazarların en sevdiğim yanı bu durumları uzatmadan yazmaları. Sayfalarca hatta serilerce tek bir saçma detaya takılmak bizim Türk yazarların işi maalesefki. Neyse konunumuza dönelim. Ve evet bir şey çıktı ve bu şey çok önemliydi. Geçmişi tetikliyordu ve acayip acı bir durumdu. Grant adamim sana sımsıkı sarılmak istiyorum. Büyükbaba sen süpersin! Kahkahalarımın sebebi sensin. Hatırlamadığı şeylere koyduğu isim çok iyiydi ve bence çok uygundu. Tertemiz bir çeviri okuduğumu da söylemek isterim. Kitapta yetişkin içeriğe yer verildiğinide söyleyip kaçayım. Tavsiyemdir.