İnsanın sahip olduğu nesne veya sahip olduğu bütün canlılarda bir konforu olduğu düşünür ve mutlu olduğu algısı vardır, bir çok zaman da sahip olamadığı şeylerin hayali ve bu hayal uğruna yarıştığı hayatın akışıyla savaşı vardır.
FROMM tam da bu durum da oluşan insanın kişiliğine sirayet eden sahip olma düşüncesinin kısa dönem de getirdiği mutluluğun uzun dönem’deki hayal kırıklığı, hayatın anlamsızlığı, ve insanın içindeki yıkıcı tahribatı görmemizi sağlıyor. Sahip olmanın nefreti, ihtirası, kibri, bencilliği ... vb. Duyguları barındırdığını, insanı tüketen insan olma bilincinden yoksun bırakan bir dizi düşüncenin sahibi haline getirdiği ve bireyin yok sayıldığı bir dünyanı tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Erich fromm aslında insanlık için bir uyarıda bulunuyor yazarın yazdıklarının üzerinden yarım yüzyıldan fazla geçmesine rağmen yazdıklarının bugün bile geçerliliğinin kaybetmemesi insanlığın henüz bilinçlenmediği ve farkındalık oluşturmadığı bir gerçek.
Fromm, olmak ifadesinde birçok insani duygunun olduğu almak yerine vermenin mutluluk verdiği; merhamet, paylaşmak, sevmek...vb, duygular insan olma sürecinde ciddi adımlar barındırdığını olmanın bireyi anlamak olduğu ve kişinin hem kendini hem de başkasını olduğu gibi kabul etmenin insanın yararına olduğunu söylüyor.
Kitabın sonlarına yaklaşırken yazar sahip olmanın tehlikelerinden bahsederken olmanın toplum için yararlarından ve yararların getireceği mutluluktan bahsediyor. Kitap bireysel sorunlara değinirken toplumsal yani ulusal problemlere de dikkat çekiyor. Ulusların eşit sosyoekonomik koşullara sahip olması gerektiğini vurgulayan Fromm ulusların eşit olmasında yaşanılacak sorun birikerek kaosa neden olacağı, düzensiz göçlerle demografik yapının bozulmasına ya da yoksulluğa terk edilmiş ülkelerde gerçekleşecek bir ayaklanmanın ekosistemi tahrip edecek (nükleer, biyolojik saldırılar vb.) boyutlara varan bir kriz ortaya çıkacaktır.
İncelemenin sonuna geldiğimize göre Shakespeare’in bu deyişiyle bitirmek yerin de bir adım olur;
Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?