Zaman yolculuğu yapıp geldim diye başlamak istiyorum kitap yorumuma :)
Zaman Osmanlı’nın, mekan eski İstanbul’un kanatlarıydı. Kanatlarıydı diyorum çünkü uçuyordum sanki. O zamanın içinde ve hatta kurgu içinde bir kurgunun içinde. Mükemmel bir zekanın kaleminden çok güzel bir kurgu okudum. Birbirine geçmiş hikayeler mevcuttu ve hepsi karakterlere ve asıl kurguya bağlanmıştı, kendi içinde düzene sahipti. Yazar, sadece kurgu içinde kurgu da sunmamış, ciddi bir felsefe de içeriyordu kitap. Tarih, felsefe, edebiyat kokan bu kitabı gerçekten etkili buldum. Uzun zamandır yazmadığımı, yazdığım dergileri de bıraktığımı düşündüm. Elime kalem alıp yine yazmam gerektiğini fısıldadı diyebilirim. Kitap bir ilham kaynağı da diyebilir miyiz hocam :)
Velhasıl Uzun İhsan Efendi gibi “Bende düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? “
Şöyle bitiyor bu paragraf; “ Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bir adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.”
Bu satırlar bana Nazan Bekiroğlu’nun Mavi Lale kitabında okuduğum şu sözü anımsattı.
“ Hepimiz rüyadayız, dahası rüyayız; ama en yüksekteki “hakikatin hakikati” olan “Yegane’nin” rüyasında.”
Tabi bu cümlenin kelime ifadelerinin kelam ilmi standartlarına uyumu tartışılır.
Yine Mavi Lale kitabından şu iki cümleyi söyleyip “Puslu Kıtalar Atlası” kitap yorumumu özlemle ve içtenlikle anmış olarak bitiriyorum.
“Rüya bütün çektiğimiz”
“Kainatta ne varsa hepsi vehim bir hayal”
Not 1 : Yer Osmanlı dedik fakat tamamen kurgu oluşunu belirtmek isterim.
Not 2: Kitabı sevdim, okuyanları da mutlaka yoruma beklerim. Bir de yazarın diğer kitaplarını okuyanlardan tavsiye edeceği bir kitap olursa yazarsa sevinirim