Kitap gelişen teknolojinin ve modernitenin ve bilimin toplumun insanlığın faydasına olaçak diye umut ederken aslında insanlığın sonunu getirdiğine gelişe tıbbın kötü Emel’lere alet edilerek organ mafyacılığını yaygınlaştırdığını kan ve hüçre nakliyle başlayan doku ve organ nakliyle devam eden organların ve son olarak da anne sütüne varan birçok şeyin metalaştığını ele alıyor. Seküler toplumun tamamen dinden uzaklaştığını vurgulayarak aile yapısının Yok olduğunu artık üremeden çıkıp üretime geçitimizi yani doğumlara müdahale ederek spermlerle oynama yapılarak doğaçak çocuk engelli olacaksa onu değiştirme kişilik yapısını belirleme istenen kişilikte çocuk doğumunu sağlamak bunun da diğer sakat yada istenmeyen özelliklere sahip olan çocukları ötekileştirip dışlanılmasına yol açtığı için doğru olmadığını açıklamış. Bilimin ilerleyerek artık ölümü bir hastalık olarak gördüğünü ve bunun cözümü için çalışıldığını bu hastalığın tedavisi bulunarak yani bütün hastalıkların tedavisi bulup gerektiğinde de organ nakli yaparak yenilenen hüçrelerle de yaşlılığı önleyerek insanı ölümsüzleştirmek için müçadele verildiğini ve bunada inanıldığını anlatıyor. Tamam seküler bir toplumda dini çözümü herkesin kabul etmesini beklemek mantıksız. Ançak ne getireçeği belli olmayan bir geleçek için insan, yaşam, ölüm gibi konularda insanlığın önünü yüz yıllardır aydınlatan diniyi teçrübeyi de Yok saymak oda mantıksız.