Süleyman Çobanoğlu'nu ilk kez Tekfurun Kızı şiiriyle tanıdım.. Sonrasında şiirlerini takip ettim beğeniyle okudum.
Hatta sizinle Çobanoğlu'nun beğendiğim bir kaç mısrasını paylaştım yine paylaşayım:
"Balkona bayrak astım sonra öptüm ve sustum
Benim balkon Tuna’ydı, Bağdat’tı hem Mohaç’tı.
Amasyalı hey dedim sana kaldı fütühat
Hoşgeldine geldiler çoğunun karnı açtı"
"Senden bir incecik yüz hatırladım
Şair neye yarar hatırlamazsa "
"Rab bu nasıl denizdir yüzme bilen kuşu yok
içimde acır bir şey bu göğsüme ne kattın"
"gel de dinle bir lahza
kurşun gibi doluyum'
Geçen gün kitap fuarında gezerken Süleyman Çobanoğlu'nun deneme tarzında yazılmış bu kitabıyla karşılaştım..Dedim ki şair adam şiir gibi yazmıştır okuyayım..Öyle değilmiş..
Keskin, sivri, argo bir dille ağırlıklı olarak Türkçe kökenli kelime kullanımının kasıtlı olarak terk ettirildiğine takıntılı bir yaklaşımını vurgulamak için kalemi eline almış gibi..Mesela 'rüya" kelimesinin yerine "düş" kelimesinin kullanılmamasını eleştiriyor ya da "vefât" yerine "ölüm" kelimesinin kullanılmasını bile ..
Ya da Karacaoğlan'nın şiirlerirdeki kadın ve aşk figürüne övgüler düzecğim diye Divan Edebiyatındaki aşk figürünü ve imgesini yerin dibine sokabilecek kadar uç görüşleri var.
Sanki kendisi :
"Bilesin kavuşmak yoktur islamlıkta
Kavuşan kısmısı ancak gavurdur" dememiş gibi..
Aslında sadece bu da değil günümüz meselelerini ele alıp eleştirirken tek yönlü olarak muhafazakar ve müslüman kesimi hedef göstermesi onların yanlışları üzerinden herkesi süpürüp atması da şair ruhlu adamın kalemine yakışmayacak haksızlıklar diye düşündüm.
Aslında denemelerin konu seçimi güzel ama konuya ilişkin yaklaşım tarzı beni rahatsız etti sanırım.
Bütün kitabı baştan sona beğenmedim diye algılanmasın lütfen ama şiirlerine hayran olduğum şairin düz yazı tarzındaki kitabını da hayranlıkla okurum sardımdı..