·168 syf.····Okunma: 14 Aralık 2024 00:10 Sözün özü yok, her söz bir öz gibi.
Bir son yok, bittiği an yeniden başlıyor. Yaşamak için, makul bir an yok.
Her gün, yaşanacak son kalan, tek gün gibi.
Kendini bulmak denilen şey, kendine geri gelmek aslında.
İstisnasız her ruhun, bir parça karanlığa ihtiyacı var.
Her şeyi anne rahmindeki o ilk karanlık öğretti insana.
Hayal kurmak için gözlerini karanlığa kapatmayı,
Aşka düşüp, dudakları başka bir ruhla buluştuğunda, gözkapaklarını birbirine dokundurmayı; acıdan kaçarken uykuya çekilip karanlığa ruh göçü başlatmayı.
Karanlık, aydınlığa kenetliydi.
Aydınlık, karanlığın eşlikçisi.
Çıt çıkmadan yaşanmıyor ki hayat, bazen yer gök inliyor işte.
Yanıtı mantıklı gelen sorular sorulmuyor, akıl bulanıklaşıyor.
Yandım evet, ama ateş ve duman varlığımın kanıtıydı.
Kendim gibi kalmaya devam edebildiğim müddetçe tat verdi hayat. Varmaya çalıştığım yerin peşini bıraktığım anda, içimde uçsuz bucaksız sakinliğe rastladım.
Evet. Yazi yazmada çok yetenekli değilim ve bu alıntıyla baslamak dogru olurdu. Öyle düşünüyorum. Bu kitap bana birseyler yazma, yorum yapma isteği uyandırdı. Ve tavsiye etmeliyim dedim.
Bazı kitaplar bize öyle anlarda gelir ki, bazıları için belki bu kitapta okunur mu ya dediği kitap hayatına dokunur. (Asla bunu aşağılayıcı bir anlamda ve bu kitap için asla asla söylemiyorum!) Öyle geldi. Sindirerek okudum. Ve arada açıp okuyacağım bazi kitapalr arasinda.
Herkes hayatının bir döneminde kendini sorguladığı, neden neden neden diye debelendigi anların icinde bulunmuştur. İşte bu kitapta diyor ki; heeey bi dur. Nefes al. Sakin. Mola ver. Çekil ve izle.
Ben derin bir nefes aldım. Ve kendimi toparlamıs daha bir huzurla bakıyorum etrafıma.
Iyi okumalar.