Popülist bir yazar Amin Maalouf
7/10
·184 syf.··
2024 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2024 17:33
Günümüzde oldukça popüler bir yazar olan Amin Maalouf'un 1996 yılında yayımlanan romanı. Roman-yazar oldukça sevilse de popüler olsa da açıkçası benim adıma ortalama bir kitap. Bunun nedeni yazarın bence bilerek veya istemeyerek kolaycılığa kaçmasında. Kurguyu oluşturan olaylar okuyucunun ilgisini çekse de yazarın bu olaylar üstüne söyledikleri çok çok kısıtlı. Bir yazarı başarılı yapan, bana görenin ötesinde bir şey bu, işlenen temanın olay eksenli olsun veya psikolojik tahlillerle olsun başarılı bir üslupla orijinal işlenmesinde. Maalesef yazar, okuyucu kitlesinin duygularına hitap edecek olayları peşi sıra vermenin ötesine geçmiyor. Bir anlamda 18-19.yy macera romanları gibi ama bence onlardan da geri. Örneğin 1719 yılında yayımlanmış Robinson Crusoe da okuyucuyu harekete geçirecek maceralardan bahseder ama bunun haricinde Robinson'un iç dünyasını da çok başarılı olmasa da yeteri kadar tahlilini yapar. Yani kurguda bence olmazsa olmaz tahlil eksikliği var. Bundan dolayı Maalouf'un popülistliğini normal karşılasam da büyük yazar olduğunu söyleyemem. Biraz Spoiler!!! Romana konu olan olay metinde ismi verilmese de 32. Osmanlı padişahı Abdülaziz'in tahtan indirildikten sonra pek muhtemel öldürülmesinin ardından geride kalan kızının torunu olan ''Kitapdâr''ın yaşam öyküsüdür. Öykünün içerisinde olaylar çok çok hızlı sunuluyor ve bahsedilip hükmü verilip geçiliyor. İşte romana dair kusurlardan bir tanesi de bu bence. Adana'da gerçekleştirilen Ermeni Tehciri'nde halkın Ermenilere tepkisi, Müslüman aile ile Ermeni aile arasındaki dostluk, Lübnan'dan Fransa'ya eğitim almaya giden Kitapdâr, 2. Dünya Savaşı'nda bu sefer de Almanların Yahudilere yaptıkları, işgal altındaki Fransa'da Kitapdâr'ın milis güçlere katılımı vs vs. bunca büyük olaylar ve sadece 100 sayfada anlatımı. Kitabın son 70-80 sayfasında sıra Müslüman- Yahudi ilişkisine geliyor ama trajik bir biçimde hiç anlam veremediğim tesadüflere bağlı olarak yazar bir anlamda bitirişi çok çok duygusal hâle getirmek istemiş. Ama maalesef bu roman 19.yy romanı değil o yüzden son 35 yıldır popüler bir yazarın bunu yapmasını yüceltemeyeceğim. Kitabın son kısmı söyleyeceğim bazı kitaplara oldukça benziyor. Çünkü tam bir tesadüften ibaret. Paul ile Virginie (1788), Vadideki Zambak(1835), Graziella (1849) Kürk Mantolu Madonna(1943) Bu söylediğim romanlarda, Vadideki Zambak haricinde gerçekten tesadüflerin olduğunu görürsünüz ama bu o dönem romancılığının (romantizm) gereğiydi ve gerçekten çok çok güzel bir anlatıma sahipler. Maalouf'un bu yaptığını linç yemem pek muhtemel olsa da Zülfü Livaneli için de söyleyebilirim. Okuyucunun ruha hitap et ama üslubu, yazarı gerçek bir sanatçı yapan orijinal anlatımdan mahrum bırak. Çok fazla eleştirsem de yazar okuyucuyu hiçbir zaman pişman etmeyecek okuma keyfini sunuyor. Vasatın biraz üstü olsa da boşluklarınızda akıcı bir kitap okumak isteyen herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
··
4.807 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
----S P O İ L E R ---- Merhaba, sizce Salim'i İsyan mı öldürdü? Kitapta burayı açıkça sormayı uygun bulmadığını, sadece siz evinize gittiğinizde kimse yok muydu diye soruyor ve İsyan da hayır kimseyi bulmadım diye cevap veriyor bu kısım okuyucunun hayal gücüne bırakılmış ama merak içinde kaldım, sizce ne oldu?
RhnD
Gönderi Sahibi
Merhaba , inanın ben okurken hiç dikkat etmedim. Doğru, Salim’in ölümünden hızlıca bahsedilip geçildi ama o an hiç sizin gibi düşünmemiştim