Puan vermedi·479 syf.····Okunma: 15 Aralık 2024 22:25 2024 yılında okuduğum en iyi romanı yılın sonuna denk getirdim. Okurken "bu kitaba da geç kalmışım" diye düşünsem de, önceki yıllarda okusaydım şimdiki kadar kavrayamazdım sanırım. Ki şimdi bile tam anlayabildiğime emin değilim. Okuması kolay bir roman değil. Yazarın dili ve kitabın içeriği de anlaşılır değil. Fakat bu karışıklık insanı içine öyle bir çekiyor ki, okurken dış dünyadan soyutlanıp Hikmet'in oyunlarında yer alan bir karaktere dönüşüyor insan.
Hikmet, iyi bir oyun, yani iyi bir hayat ortaya koyma derdiyle kendini harcayarak hepimizi temsil ediyor bence.
'Yalnız bu sefer dikkat edelim albayım.' diye yalvardım. 'Bu sefer bir oyuna gelmeyelim. Son fırsatı da elimizden kaçırmayalım. Bütün ihtimalleri hesaplayalım. Bütün teknikleri öğrenelim. Göründüğümüz kadar olmayalım. Hiç olmazsa, göründüğümüzden az olmayalım. Hemen tükenmeyelim. Bütün milletlere rezil olmayalım. Bizden iyi bir oyun çıksın. Mış gibi yapmaktan usandım albayım.'
Bizden iyi bir oyun çıksın. Bu kez başarılı olalım. Herkes gibi; seyircilerimizin karşısında tökezlemeden, takılmadan oynayalım. Seyircilerimizden "bu da ne biçim bir hayat" yorumunu duymayalım... Hepimiz bu amaç için her sabah uyanıp gösteriye başlıyoruz. Değil mi?
Hikmet'in iyi bir oyun çıkarmaya kendisini tamamen adayıp kişiliğinin bölünmesi, zihninde karakterler yaratıp destek almaya çabalaması, nihayetinde hiçbir dala ve kendisine tutunamaması büyük trajedi. Nihayetinde iyi bir oyun çıkaramadı. Çünkü Bilge haklıydı: "Sen kimseye inanmıyorsun," dedi Bilge, "Kimseye önem vermiyorsun; insanlarla, oyunlarının kahramanları oldukları için ilgilisin. Aslında yalnız kendini düşünüyorsun."
Nitekim hayat, başrole sahip bir oyun değildir. Çünkü her şeyden öte, hayat bir oyun değildir. Hikmet'in oyununun/hayatının asıl kusurunu; Hikmet'ten neden iyi bir oyun çıkmadığını Bilge çok güzel özetliyor bence. Canım Hikmet...
Tekrar tekrar okunmaya değer, muhteşem bir eserdi.