Çok fazla spoiler içerir:) ama yine de okuyun
Puan vermedi·120 syf.··
2024 42. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2024 20:30
·
İsmini bile bilmediğimiz bir mahkûmunun yaşamından kopmuş umutlarını, hayallerini , sustuklarını ya da konuştuklarının manasızlığını yutuyoruz bu eserde. "Bu kitabın kaleme alınış nedeni iki şekilde anlaşılabilir ." diyor çevirmen ve bu nedenleri , "Söz konusu olan ya bir bahtsızın son düşüncelerini karaladığı irili ufaklı bir tomar sarı kağıdın bulunup kaydedilmesi ya da bu talihsize rastlayan bir adamın, bir filozofun ,bir şairin zihninde takıntı halini alan, bütün benliğine hakim olan , daha doğrusu bütün benliğine hâkim olmasına izin verdiği bir idam düşüncesinden onu ancak bir kitaba dönüştürerek kurtulmasıdır." Şeklinde sıralıyor bizlere . Ve hangisine uygun olduğumuzu bulmamız için bize tercih hakkı sunuyor. Ben bir okuyucu olarak ruhuma hangi tercihi yakıştıracağımı merak ettim doğrusu. Bir İdam Mahkûmunun Son Günü eseri bizlere görünenin arkasında yatan görünmezliğini anlatırken topluma , devlete belki de halka sitem ediyor. Bir devrim niteliğindeki son günler... Kitap hakkında yapılan trajedi hakkında bir komedi parçasındaki bir diyalogta İçli şair karakterinin de dediği gibi "kuşkusuz pek çok kitabın toplumsal düzeni yıkıcı bir özelliği var." Daha eserin ilk sayfasında hatta ilk cümlesinde tüylerimi ürperten iki kelime ile bakıştık . "Ölüm Cezası" Cezalar ölüm ile bitebilir miydi gerçekten? Ölüm bir ceza olarak verilebilir miydi? Biz öleceğimiz zamanı bilip yaşayabilir miydik? O yaşıyor muydu ? Nasıl yaşıyordu yaşıyorsa? Sorduğum bu soruya bir cevabı vardı elbette. "Şimdi tutsağım . Bedenim bir zindanda demirlere bağlı; zihnim korkunç, kanlı , karşı konulmaz bir düşüncenin esiri! Tek düşüncem, tek inancım, tek gerçekliğim var : Ölüm Cezası!" Buna yaşamak denir miydi gerçekten? Yaşam isteği reddedilmiş bir insana kalem verilse ne yazabilirdi ki zaten! ¿ "Güneşli , umutlu , musmutlu sabahlara uyandım" yazabilir miydi ? Yazabilir miydik biz olsaydık ? Bir kağıt verildi sana ne yazacağını biliyor musun beyefendi ? Önünde, ölüm çanların çalana kadar uzun bir süre ve sarı tomar kağıtlar ,bir de kalem var yazman mümkün müdür ? " Madem yazma imkanım var , neden yazmayayım? Ama ne yazacağım? Çıplak ve soğuk dört taş duvar arasında, ayaklarım özgür olmadıktan, gözlerim ufku görmedikten sonra ,bütün günümü kapımın gözetleme deliğinden karşısındaki kasvetli duvara düşen beyaz lekenin yavaşça ilerleyişini gayriihtiyari seyretmekle geçirirken ve az önce anlattığım gibi ölüm cezasından başka bir şeyi düşünemezken, bu dünyada artık yapacak başka hiçbir şeyi olmayan biri olarak söyleyecek bir sözüm var mı ?" Cevabını verdiğini okur gibiyim . Ümitsizlik sarmış seni beyefendi yazmak zorundasın . " Neden olmasın ? Etrafımdaki her şey tekdüze ve renksizse , içimde bir kasırga, bir çatışma ,bir trajedi yok mu? Herkes tarafından bu şekilde yüzüstü bırakılmışken içimde hissettiğim şiddetli ve bilinmeyen sarsıntıları neden kendi kendime anlatmayı denemeyeceğim ki? " Kendi kendine anlattığını düşünüp binlerce yüreği mahkûm ettiğinin farkına varabilecek miydin acaba? Öldürmek bedenden soluğu çekmek ile mi yapılır? Ölen sadece bir beden midir. İki göz kapanınca,dudaklar morarinca ,ten sararınca mı ölünür ? "Yok ettikleri insanın bir zekası ,hayata güvenen bir aklı, ölüme hazır olmayan bir ruhu olduğunu hiç düşünmemişler midir? İnsanoğlu acımasızlığına bir övgü bekliyor sanki . "Neredeyse hiç acı çektirmeden bedeni öldürmekle övünüyorlar " Kalplerinin duygu noksanlığı zulme itiyor , acımasızlık ile göğüs kabartıyorlar .Oysa ki bilmiyorlar , "Manevi acının yanında fiziki acının ne önemi var ? " Mahkûmun evi neresidir? Demir parmaklıklar mı yoksa göğüs kafesinde sıkışıp kalmış bir kalp mi? Esaret her yerde bir hücre midir ? Her hücre sekiz metrekare midir ? Hiç bir hücre güneş ışığı almaz mı içine ? Mahkûm bir ışık bekler . Havasının bulutlardan geldiği bir pencere ister . Özgür olmak ister ... Tahliyesinin hayaline sığınmak ister . Bağışlanmak ister . Kim bağışlar peki ? Her mahkûm aynı kişi tarafından mı bağışlanır? Mümkün değil . Vicdanın ve bedenin hâkimi farklıdır . Okuduğum her saniye bağışlanman için dua ettim beyefendi. Kaçmanı istedim ben de yer yer senin gibi . Sen de istedin değil mi ? Kaçmanın kurtuluş olduğuna bir an olsun inandın sen de biliyorum. Yapabilir miydin bunu ? "Bu duvarı aletle bile delmek aylar alır . Benimse ne bir tırnağım , ne bir saat vaktim var ." Bazen bir çöplük bile yuva olur ve ayrılınca bir aileyi terk etmiş gibi hissederiz . Ölüm hücreyi bile sevdirir bazen . Ondandır ki beyefendi "Hücremi seviyordum, öyle ki boş ve kapısı açık bırakışımla garip bir havaya bürünmüştü." Diyordu Beraber yürüyoruz biz seninle . Korkma . Öleceğimizin zamanını bilsek kime veda ederdik hiç düşündük mü ? Ben bilemiyorum. Veda etmek hiç bir zaman kolay değildir zaten . Bir anne evladına veda edebilir miydi ? Ya da bir kız babasına ? Kimse gözyaşı dökmeden bir vedayı sığdıramaz yüreğine. O kızına veda etmek isteyince sadece 6 saati kalmıştı. Ve düşündüğü tek şey onun hayatına nasıl devam edeceğiydi . Peki görecek miydi son defa onu ? Görse ne diyecekti ona ? Nasıl veda edecekti ? Çok konuşuyordu başındakiler , durmadan konuşuyorlardı. Düşünmesine bile yasak koyacaklardı neredeyse. Jandarmanın uyarısı ile kalbime , kalbimize bıçaklar saplandı sanki " Bayım , bir ölünün odasında bu kadar yüksek sesle konuşulmaz." Nefes alan birine nasıl olur da ölü denme cüreti gösterilir anlamıyorum. İdama mahkum edildi diye miydi her şey ? Haykırış vardı beyefendinin gözlerinde . " Ve yine de sefil yasalar ve sefil insanlar , ben kötü biri değilim." Ah korkarım ki yaklaşıyoruz. Belki de iyileşmek unutmaktır. Bir yaşam istedin hafızalardan seni orda yasatabilecek miydik ? " Ah ! Merhamet edin! Bağışlanmam için bir dakika daha bekleyin! " Umarım bağışlanırsın sevgili mahkûm. Senin yazdıkların ile ben de bağışlanmak için yalvaracağım . Hepimiz suçluyuz öyleyse hepimiz idama mahkum edilelim . Kim bilir bağışlanırsak belki bir delik açılır hücrelere. Bir pencere uzanır göğün maviliğine . Mektuplar yazarız belki kuşlara ... Ölüm kolay değildir. İçime işlenen bu duyguları söküp atmak için kaç güne ihtiyacım var bilmiyorum. Bilmiyorum çünkü bana bir zaman vermediler ? Ben vedamın tarihini bilmeden yaşıyorum . Çok uzun bir inceleme olduğunun farkındayım ama asla okurken ki duygularımı unutmak istemediğim bir eser oldu Victor Hugo Bir İdam Mahkûmunun Son Günü İyi okumalar . Okuyun ve okutun teşekkür ederim
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
·
2.678 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.