Gönderi

Acı+inanç(anlam)=mutluluk(erdem)
Puan vermedi·80 syf.··
2024 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2024 09:33
Nedir bu palyatif. Tıpta temelde tedavisi olmayan hastalıklarda, hastanın acılarını azaltmak veya gidermeye yönelik tedaviyi anlatır. Yani şöyle diyelim, palyatif kelimesi kitapta acının üstünü örtmek anlamında kullanılır. Bir de kitapta geçen algofobi bölümü var; acıdan korkmak, yani palyatif tedavinin doğurduğu birey. "Bedensel hisler içerisinde yalnızca acı, insanın teknesini yüzdürebileceği, onu denize taşıyacak suyu tükenmez bir nehir gibidir. Haz, insanın peşine düşmeye çabaladığı her yerde, bir çıkmaz olduğunu açığa vurur." Walter Benjamin Bu sözler beni İngmar Bergman'ın yönettiği çığlıklar ve fısıltılar (1972) adlı filmden bir sahneye götürdü. Filmi izleyenlerin zihninde canlanacaktır. Kanser tedavisi gören bir hastaya bakıcılık yapan Anna isminde bir bakıcı vardır. Bakıcı yalnızdır ve ufak bir kızı ölmüştür geçmiş zamanda. Yüreğinde onun acısını taşır ve onun acısının ve yalnızlığın verdiği negatif haz ile doludur. Ama ona rağmen mutludur. Anna her sabah kalktığında üstünü giyinir, güzelce hazırlanır ve sonra kızının resminin karşısına geçip dua etmeye başlar, "sana müteşekkirim Tanrım, bu sabah mutlu bir şekilde uyandığın için ve huzurlu bir geceyi bana bahşettiğin için. Bugün ve her gece sana yalvarıyorum küçük kızımı cennetinde barındır ve ona sahip çık, engin bilgin de yanına aldığın kızıma." Doğa bittikten hemen sonra bir sahne var. Dua sonlanır sonlandığı anda eline bir elma alır ve ısırmaya başlar. İşte burada yönetmen bize acının insanın nasıl denize ulaşmak için teknesini yüzdürebildiği nehir olduğunu gösteriyor. Acı duygusu geçince yine günaha dalacağını görüyoruz. Dua ve ardından yenen elma metaforu ile. Ne demişti Mevlana, "Dert insanı Allah'a götüren bir buraktır." Ve Kur'an-ı Kerim'de "insana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, bu bana sadece bir bilgi sayesinde verildi der. Hayır bu bir imtihandır, fakat çokları bilmez." (Zümer süresi, 8.ayet.) Buyurur. Acı dönüştürücüdür, acı olgunlaştırıcı değiştiricidir. Acının negatif görünen tarafları olduğu gibi aslında birçok pozitif tarafı vardır, hem bireysel anlamda hem toplumsal. Tam tersi acının yok edilmesinin tahribatı acının verdiği tahribattan daha fazladır. Acı anlamlıdır ve acı olmazsa hayatın anlamı kalmaz. Ama acıya karşı olan bu palyatif yaklaşım acının anlamsız olarak algılanmasına ve hayatın anlamının yitirilmesine sebep olur. Oysa ki "acı Tanrı ile ilişkiyi derinleştirir."s.32 Bunu daha derin şu şekilde kitapta geçen başka bir alıntı üzerinden açıklayalım. "Acı gerçekliktir. Gerçeklik etkisi gösterir. Gerçekliği her şeyden önce acı veren direnci ile algılarız. Palyatif toplumun sürekli anestezisi dünyayı gerçeklikten arındırır. Dijitalleşme de direnci giderek azaltır."s.43. acı gerçekliktir. Bir insan mutlu olduğunda bazen kendisini kandırabilir. Buna örnek olarak başka birine bağımlı olan mutluluğu verebiliriz. Başka birine duyulan aşk, başka birinin varlığının verdiği mutluluk vs. hepsi geçicidir çünkü. Acı da geçicidir ama hisleri çok yoğun ve dönüştürücü gücü çok yüksektir. Acı, acıtır bu kadar. O yüzden acı gerçektir, gerçeklik etkisi gösterir. Palyatif toplumun sürekli anestezisi dünyayı gerçeklikten arındırıyor. Yani artık hiçbir tedavi imkanı kalmayan toplumun yediği anestezi dünyayı gerçeklikten arındırır. Çünkü acı çekmeyen, sürekli sahte mutluluklar ile kendini kandıran, günümüze şöyle bir bakın aşk mı, boş işler. Teoloji mi, boş işler. Mesela tarihte teoloji hiç eleştirilmediği kadar acımasız eleştirilir. Komünist manifestoyu yazan Karl Marx "Din afyondur sözünü kullanır." Tam olarak onun sözümüdür bilmiyorum ama onu atfedilir, neyse. O bu sözü kullanırken belli bir mantığa belli bir ciddiyete dayandırır bunu. Veyahut da başkaları yaparken de aynısı fark etmiyor. Genel anlamda bunu bir mantık çerçevesinde yaparlardı. Ama günümüze bakın, ya beni din ile işim olmaz, niye olmaz, hiçbir sebebi yok. Samimiyetsizlik ve bu toplumun oluşturduğu sahte insan. Palyatif toplumun dünyayı gerçeklikten arındırır dediği yer bu. Burada mesele teolojinin hakikat olduğu, İslam'ın gerçekliği falan değil daha. Etrafımız sahte insanlar ile dolu. Bu niye böyle, sürekli acı çekmenin bastırıldığı, acı çekmenin yok gibi gösterildiği, sahte mutluluklar ile insanların kandırıldığı yer de gerçeklik biter. Dijitalleşmek direnci giderek azaltır dediği yerde de, bir direnç var aslında bu sahte mutluluk olayını kırmaya yönelik ama burada da sosyal medya işi iyice azaltıyor. Yani işin özeti acı gerçekliktir, gerçeklik etkisini gösteren en net duygudur. Aslında haset kıskançlık vs. gibi duygular da acının birer parçasıdır. Kıskançlık acıdan kaynaklı bir durumdur. Kıskançlığın verdiği acı duyguyu düşünün, mutluluğun verdiği duygu insanı bu kadar dönüştürücü güce sahip değildir, elbette sahiptir ama bu kadar değildir. Mutlu duyguları da bu şekilde yoğun yaşayabilmemiz için, bu kitabın önerdiği yerde burada başlıyor. Önce acıyı kabul etmemiz lazım, onun istediğini yapmamız lazım değil kabul etmemiz lazım. Kabul ettiğimizde gerçekten mutlu duyguları yaşamış oluruz. Bunu bastırarak, acı bir durumu yok sayarak değil, bunu kabul ederek. Ama işte burada şu olay devreye giriyor. Bu hemen öyle kabul ettim oldu bitti durumu değil. Bu kitabın benim için en önemli noktası İslami bakış açımı daha da geliştirmiş olması oldu. İslamı delilendirme yönünde çalışma yapacak olsam bu kitabıda kullanırdım. Acıyı kabul edebilmenin en etkili yolu Allah inancıdır. İyi okumalar...
Alıntı
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,335 okunma
·
116 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.