"Din halkların afyonudur" ne demek?
1/10
·216 syf.··
2024 56. kitabı
Kitabı okumadan önce yazarın kim olduğuna hızlıca göz atıp bir misyoner olduğunu anladıktan sonra neyle karşılaşabileceğinizi az çok kestirebilirsiniz. Bu kitap, diğer dinler tarihi kitaplarından beklenildiği gibi olabildiğince objektif bir bakış açısı sunmaya çalışmayarak, Sonsözde de bahsedilen Taoizm ve Şintoizm gibi öğretiler ve Zerdüştlük, Budizm ve İslam gibi "bütün dinlerin Şeytan dini olan Babil Dininden türediği" varsayımı üzerine kurgulanmış, bahis konusu olan hiçbir dinin kendi kutsal metninden alıntı yapılıp kaynak gösterilmeden tamamen kendi dini algısına uyacak şekilde yakıştırmalarda bulunulmasından ibaret bir "çalışma" olmuş. (Bu, her halde belli bir kesimin ideolojisini belirginleştiren ve içlerini huzurla dolduran bir kitap. Umarım Dinler Tarihi konulu bir kitap olduğu iddiasını taşımıyordur:)) Hiçbir muteber akademik çalışmadan alıntı yapılmamış, kaynak gösterilmemiş hatta kitabın sonuna kaynakça bile eklenmemiş. Bütün bunlar zaten yazarın bu kitapla kendi ideolojik kampının propagandasını yapıyor olduğuna apaçık bir kanıttır. İlimden bihaber insanları kandırmak için oraya buraya "Bilimsel" bulgular içeren görseller eklemeniz çalışmanızı ilmî yapmaz. Bu kitabı okuyacak arkadaşlara bol şanslar!! Ayrıca bu kitabın mucibince amel eden Hristiyan dostların öte dünyada felaha (Tanrı'nın krallığına) ermeyi beklemeleri beni üzecek doğrusu. Zira bu kitapta yalan ve iftira dediğimiz ahlaksızlık ve usûlsüzlük örnekleri bolca mevcut. Eğer yalan ve iftira gibi "günahlar" ve ahlaksızlıklar işlenmeyip, her dinin kendi iç tutarlılığını koruyan bir anlatım sergilenseydi, şüphesiz takdir edilecek bir eser ortaya çıkacaktı.. Bir eleştiri dahi yöneltilecek olsa mantık kuralları ve söz konusu dinin kendi sistematiğine göre bir eleştiri yöneltilebilirdi, ki bu da takdir edilir.. Ama öyle bir niyetle yola çıkılmadığı için "her yol (ahlaksızlık olsa da) mübahtır" anlayışınca işlenmiş bu çalışma. Bahsi geçen her dinin anlam dünyasını basit bir varsayıma uygun hale getirmek için indirgeyip anlamsızlaştırılması, doğrusu hiçbir bilimsel disiplin etiğine ve evrensel ahlak anlayışına yakışmayacak bir tutumdur. Çok üzülerek söylemek istediğim ise; yazar ve yazar gibi düşünenlerin (diğer bütün dinlere mensup olup benzer tutum sergileyen dostlar için de geçerli bu dediklerim) ağır bir akıl tutulmasına uğradıkları durumunu açıkça görüyor olmamızdır. Ve ne yazık ki yazar, varlık serüvenimizin 7000 senelik bir süreçten ibaret olduğunu düşünüyor. 12 bin yıllık kalıntılar "imtihan/sınama" için yerleştirilmiş ayartıcı nesnelerdir her halde (!). Bir dini inanç şayet kişinin sadece kendini haklı çıkarmak, diğer inançları yanlışlamak ve küçük görmek için yukarıda söz ettiğimiz bu tür ahlak dışı tutumları sergilemeye engel olmayıp aksine sevk edip destekliyor; doğruluğu kesin bilimsel bulguları göz ardı edip (özellikle 7000 senelik varlık serüveni iddiası konusunda) doğru bilgiyi kabul etmek bir kenara dursun o spesifik inancını sorgulamayı bile engelliyorsa, kusura bakmayın ama tam bu noktada din bir afyon oluyor. Öte yandan bir hakikate bu tür iftira ve yalanlarla davet etmek ise o hakikatı incitir ve güzel çehresini murdar eder. Dinler Tarihi okumaya meraklı arkadaşların aşağıdaki kitap ve yazarlardan naçizane istifade edebilmesini umuyorum: Dinler Tarihine Giriş Dünya Dinleri Tanrı’nın Evrimi Zafer Duygu Şinasi Gündüz
Dinlerin KökeniThomas Hwang · Yeni Anadolu Yayıncılık · 201715 okunma
·
102 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.