·352 syf.····Okunma: 17 Aralık 2024 17:51 Türkiye'nin doğusunda askerlik hizmetini yapan ve bu görevi gerçekleştirirken zihnindeki hastalıklı düşünceler, geçmişten beri geceleri gördüğü saplantılı rüyalar ve tıpkı köşeye sıkışmış bir av gibi hissetmesinden dolayı kendisini intihara hazırlayan gencin hikâyesidir. Geçmişte Mustafa Kemal Atatürk’e suikast teşebbüsünden dolayı idam edilen Ziya Hurşit’in hayaletini görüp, onun ile özellikle geceleri nöbet kulelerinde yarı gerçek yarı hayali konuşmaları ile başlar.
Kitabın ana konusu aslında bu diyaloglardır. Ancak bu diyalogları ilginç kılan olay ise Hakan Günday’ın belki de başardığı en güzel yaptığı şey olan realizm ile postmodernizmi birbirine bulaştırmadan okuyucusuna aktarması. Yani o kulede Ziya Hurşit’i dinlerken bir anda bambaşka tarihte yaşadığı olayda buluşabiliyoruz. Fakat neden tarihten başka bir kahraman değil de Ziya Hurşit seçilmiş bunu ilerleyen sayfalarda sabrederek öğreniyoruz...