·389 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Aralık 2024 00:02 — Ben zamanın, devranın, iki Dünya Savaşı'nın, bolşevizmin, nasyonel sosyalizmin, faşizmin şahidi, gecelerin dostu, yaralı dilin işçisi, ustası - - -
İstanbul Kadıköy'de, zengin bir kültürel ortamda dünyaya gelip büyüyen, yüreğini bir Boşnak kızına kaptıran, hayatını, dedesi Mir Bedirhan, babası Emin Ali Bedirhan gibi Kürt davasına adayan ve onlar gibi kırık bir kalple öleceği günü bekleyen Mir Celadet...
Avrupa'da yaşayan , Almanya ve Fransız kültürü ile gelişen, Bismarch, Goethe, Nietzsche okuyan öte yandan günde bir iki patatesle karnını doyuran, prens Celadet...
Diz boyu karışıklığın hüküm sürdüğü Lübnan ve Suriye'de, ortadoğunun belirsizlikleri içinde büyük yokluklarla cebelleşerek Sinem ve Cemşid'in babası yaşlı ihtiyar Celadet...
Savaşların gölgesinde yeni bir rejim düzeni içinde bir halkın var olma mücadelesi dili koruma ve yaşatma çabasının insanıdır Mir Celadet.
Kürt dili ve kültürünün devam etmesi, Avrupa'nın da Kürt edebiyatından kültüründen haberdar olmaları için kitaplar yazmak isteyen Mir Celadet ,1930'lu yıllarda Kürt dili ve Kürtçeye ait her şeyi yasaklayan siyaseti, inkar ve imha politikası ile değil hukukla çözülmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Hatta bu uğurda doğup büyüdüğü İstanbul'u bir daha asla görmeyecek ihtimalini göze alarak yapmıştır.
Dergiler ve ronahi isminde bir gazete çıkarmış olsa da onun asıl isteği Kürtçe bir roman yazmaktı. Ona göre roman dillerin coşkun zenginliği toplumların tadı ve kokularıydı. Romana ulaşmış roman dili yaratmış diller kefeni yırtmış dillerdi. Mehmet Uzun'da bu şiarla Kürt dili ve edebiyatının ilk romancısı olmuştur.. Sanki Mir Celadet' in vasiyeti gibi bu kitabı ona ithafen yazdığını görüyoruz. Bu kitap Mir Celadet'e adanmış bir kitaptır...
Kitabın yazım tekniği bildiklerimden çok farklı. Okurken adeta "zaman zaman içinde" hissini yaşadım. Kitap 16 fotoğraf dolayısıyla 16 bölümden oluşuyor diyebiliriz. Her fotoğrafa ait detaylar önce betimleniyor, anısı kısaca anlatılıyor. Sonra tekrar Kader Kuyusu'nun nasıl yazıldığı ve Celadet Bey'in araya ufak dokunuşlarla girdiği bölümler aktarılıyor. Böylece bu kitap bir anı, biyografi, otobiyografi roman tarzında, bir zaman sarmalı içerisinde, muhteşem bir teknikle ve asla sıkıcı olmayan bir akıcılıkla ilerliyor.
Bu değerli Kürt aydınının yaşamını, yazgısını merak eden, okumak isteyenlere, bu harika romanı tavsiye ederim.