·222 syf.····Okunma: 18 Aralık 2024 22:47 Bu kitabı ilk yayınlandığı zamanlarda okusaydım belki daha hoşuma giderdi. Çünkü roman karakterleriyle, konusuyla, olayların gelişimi ve sonuyla tam bir yeşilçam filmi. Buradaki anlatılanlar filmlerde, dizilerde o kadar çok işlendi ki kitabı okuyunca aynı dizileri, filmleri izliyormuş hissine kapıldım. Belki de bu filmler bu kitaptan esinlendi :)
Burada kitabı güzel yapan Sabahattin Ali'nin anlatımındaki akıcılığı, betimlemeleri, duyguları kağıda dökmedeki mahareti. Kitap bu konuda tatmin edici. Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan romanlarında da bu böyleydi.
Kitap Edremit'te geçiyor. Kuyucak'ın kitaptaki yeri Yusuf'un Kuyucak'ta doğması ve annesi ile babasının eşkiyalar tarafından öldürülmesine (kitabın ilk cümlesi bundan bahsediyor.) kadar orada yaşaması. Yoksa Kuyucak'ın kitapta bir yeri yok.
Karakterler konusuna gelince kitabı okurken her karakter kafanızda bir yeşilçam karakterine karşılık gelecektir. Bunun için düşünmenize gerek yok, biraz yeşilçam filmi izlediyseniz ister istemez gözünüzde canlanacak.
Yusuf karakteri annesinin babasının ölümüyle yanlız kalan ve kendini her zaman yanlız hisseden bir kişilik. Ama yine de bir şeyler eksik kalmış gibi. Neyi niçin yaptığı havada kalmış yada tam oturmamış. Roman da zaten sonuyla yarım kalmış hissi veriyor, tatmin etmiyor. Yusuf'un hayatından bir kesit gibi. "Yeni Dünya" kitabındaki öykülerde de aynı durumu yaşamıştım. Hikayelerin anlatımı çok güzel ama yarım kalmış gibi hep.
Sonuç olarak beklentimin yüksek olduğu bu roman, yazarın diğer iki romanın (Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan) gerisinde kaldı benim için.
İyi okumalar