·541 syf.····Okunma: 17 Kasım 2024 14:07 Öncelikle Reşat Nuri Güntekin'in kalemine bu kitabında da aşık oldum. Kitap o kadar akıcıydı ki elimden hiç bırakmak istemedim. Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak Feride'nin her zorluğa rağmen yine dimdik ayakta durması, asla çevresini önemsememesi beni çok etkiledi. Kitabın çoğu bölümünde verilmek istenen o kadar güzel mesajlar var ki her birisini fark ettiğimde âdeta büyülendim.
Gelelim verilmek istenen mesajlara. Feride'nin şehir şehir öğretmenlik yapma sebebi aslında sadece çocukların hayatlarına dokunmak değildi. Burada başka bir sebep daha vardı. Feride aslında Kâmran'dan uzaklaşmak, kaçmak için yapıyordu bütün bunları. Ona Kâmran'ı hatırlatan yerlerden ya da sözlerden hep uzak kalmak istiyordu. Çünkü canı öyle yanmıştı ki ancak bu şekilde canını acıtan o yangını söndürebilirdi. Ancak bu şekilde ona Kâmran'ı hatırlatan düşüncelerinden uzaklaşabilirdi. Feride için başta bu durum iyi olabilirdi ama ileride canı daha çok yanacaktı. Kitap da bununla ilgili çok güzel bir alıntı okudum: "Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?..." (Syf 190)
Tam olarak böyle değil miydi Feride'nin durumu?
Feride Kâmran'ı unutmak için her şeyi yapsa da aksine her şey onu Kâmran'a itiyordu. Bütün yollar Kâmran'a çıkıyordu âdeta. Ama eğer birşey nasibimizde varsa döner dolaşır bizi bulur. Feride tam olarak bu durumu unutuyordu. Feride ile Kâmran'ın aşkı çok güzel işlenmişti, birbirlerini her şeye rağmen çok seviyorlardı fakat çok sevmek yetmezdi ki; mühim olan güzel sevmek. Birini ne kadar çok seversen sev, güzel sevemedikten sonra neye yarar sâhi?