Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 10 Aralık 2024 15:28 Peyami Safanın yazmış olduğu Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, psikolojik roman türünde Türk edebiyatının önemli yapıtları arasında kendine yer bulmuştur.
15 yaşındaki isimsiz bir karakterin 7 yıldır çekmiş olduğu "Kemik Veremi" hastalığı eserin ana konusudur. Bu hastalık çerçevesinde olaylar gelişir.
Bu hastanın içinde bulunduğu meçhul durum ve ıstıraplar okura aktarılmaktadır.
Bu eser aynı zamanda bir otobiyografidir. Peyami Safa’nın küçük yaşta "Kemik Veremi" hastalığına yakalanması ve romandaki karaktere isim vermemesi bu ihtimali güçlü kılar.Aşağıdaki alıntı da bu eserin otobiyografi özelliğini destekler niteliktedir.
"Büyük bir hastalik geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler. İki hasta kadar birbirine yakın hiç kimse yoktur. Hasta olmayanlar bizi ne kadar az anlayacaklar!"
Peyami Safa bu eseri eski kadim dostu Nazim Hikmet Ran'a ithaf etmiş.
Ve kitabın arkasında da bulunan Nazim Hikmet in kitap ile ilgili düşünceleri şöyledir;
"Ben Peyami'nin bu son romanını üç defa okudum, otuz defa daha okuyabilirim ve okuyacağım. Bu kitabin karşısında ben, yıldızlı göklerin sonsuzluğuna bakan ve sonsuz alemde yeni pırıltılar, o zamana kadar hiçbir gözün görmediği acayip, fakat hakiki alemler keşfeden müneccimin hayranlığını duymaktayım. Eğer ızdırabı, azabı ve nefleyi coşkun bir ciddiyetle duyan öz ve halis halk kitleleri okuma yazma bilselerdi, bu romanın on bin, yüz bin, hatta bir milyon satması isten bile değildir ."
Keyifli okumalar diliyorum…