Selam herkese!
Bugün Gümüş Yürek serisinin ikinci kitabından bahsedeceğim. Puanımın düşük olduğunu görenler şaşırabilir ama kitabı okurken yaşadığım hayal kırıklığını düşününce daha yüksek bir puanı hak ettiğini söyleyemem.
Hikâye, Nos’un yokluğunun üzerinden geçen yılların ardından arkadaşlarının onu bulmaya karar vermesiyle başlıyor. Uzun ve zorlu bir yolculuk söz konusu ve bu kitapta olayların büyük kısmı gemi üzerinde geçiyor. İlk kitapta olduğu gibi Zaina bu maceraya dâhil olamıyor. Eira ise bulunduğu dünyanın yalnızca bir “Fey dünyası” olmadığını; farklı ırkların, yeni karakterlerin ve sırların varlığını keşfediyor. Yeni bağlar kuruluyor, yeni hikâyeler açılıyor. Dil açısından bakıldığında yazarın kendini geliştirdiğini de inkâr edemem.
Bu noktaya kadar kitapla ilgili yorumum oldukça objektifti. Ancak asıl mesele, kitabın bana ne vaat edip ne verdiği kısmında başlıyor.
Ben bağlara çok önem veren bir okurum. Kitabın sonunda ve teşekkür bölümünde özellikle vurgulanan “Nos, Zaina, Eira ve Marlo bağı”nı, ne yazık ki sayfalar boyunca hissedemedim. Anlatılmak istenen dostluk ve fedakârlık fikri, benim için tutarlı ve ikna edici bir şekilde işlenmemişti. Özellikle Nos’un varlığıyla yokluğu arasındaki karakter tutumları, dostluk kavramıyla örtüşmekte zorlandı.
Aşk tarafında da benzer bir kopukluk yaşadım. Eira’nın duygularının netliği konusunda ikna olamadım. Okur olarak bir an bile başka ihtimallere açık kapı bırakıldıysa, burada anlatılan aşkın gücü sorgulanabilir hâle geliyor. Zaina’nın ise serinin önemli karakterlerinden biri olmasına rağmen yine geri planda kalması, benim için ayrı bir eksiklikti.
Nos meselesine gelince… Serinin başrollerinden biri olmasına rağmen bu kitapta ona ayrılan alan beni tatmin etmedi. Okurken en çok bağ kurduğum karakteri neredeyse hiç okuyamamak, hikâyeyle arama ciddi bir mesafe koydu. Bazı olayların “olması gerektiği için olmuş” hissi vermesi de bu kopukluğu artırdı. Fedakârlık olarak sunulan bazı tercihler bana fedakârlıktan çok, karakterlerin kendi iç rahatlatmaları gibi geldi. Evet, başrol fikrini beki de biz okular oluşturuyoruz ve hiçbir yazar da bizim kalıplarımıza uymak zorunda değil. Ama Nos bunu hak etmedi... Onunla bağım kimsenin sorgulayamayacağı kadar büyük olduğu için objektif düşünemiyorum belki de.
Tüm bunlar birleşince kitap, bende güven duygusu yerine hayal kırıklığı bıraktı. Buna rağmen seriyi tek bir kitap üzerinden tamamen silmek istemiyorum. Üçüncü kitaptan çok büyük beklentilerim yok ama yine de bir şans vermeyi düşünüyorum.
İlk kitabı severek okumuş biri olarak bu noktaya geleceğimi ben de tahmin etmezdim. Ama bazen bir hikâye, vaat ettikleriyle verdikleri arasında büyük bir boşluk bırakabiliyor. Benim için Gümüş Yürek 2 tam olarak buydu.
Gümüş yürek 2 kötü bir kitap değildi. Gümüş yürek 2, benim sevmediğim bir kitaptı.
Keyifli günler.