Kitap bir dedektif hikayesi gibi ilerliyor; fakat aynı zamanda ebeveyn-çocuk ilişkisi, farklılıkları kabul etme ve bireyin dünyayı algılayış biçimi üzerine güçlü bir anlatı sunuyor.
Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri, Christopher’ın kendine özgü sesinin okuyucuya doğrudan ulaşması. Onun katı gerçekçiliği ve olaylara yaklaşımı, bir yandan güldürürken bir yandan düşündürüyor. Haddon, Christopher’ın zihninin karmaşıklığını, okuyucuyu onun bakış açısına tamamen dâhil ederek ustaca işliyor.
Süper İyi Günler, yalnızca genç bir çocuğun dünyayı anlama çabasını değil, aynı zamanda insanların farklılıklarıyla nasıl bir arada yaşaması gerektiğini anlatan derin bir roman. Özellikle farklı perspektiflere açık olan okuyucular için çok değerli bir okuma deneyimi sunuyor.