Döngü II ~ Çağatay Düz
.
Basılmadan önce okumaya başladığım ve şimdi veda ettiğim Döngü serisinin ikinci kitabıyla geldim
İlk kitapta bir grup gençle tanışmıştık. Liseden beri arkadaş olan birbirinden farklı meslekler yapan insanlardı onlar. Birden başlayan yangına müdahale eden bu ekibin yolu çalışmalarını hayranlıkla takip ettikleri Profesör Mustafa Demir ile kesişmişti. İklim değişikliği, aşırı kuraklık ve bunun için çalışan bilim kurulu ile birden kendimizi yapay yağmur damlalarının arasında bulmuştuk. Büyük felaket etrafta yayılırken yağmur damlalarının insanlara zarar vermesi, bunu çözmek için canlarını tehlikeye atan bu grup daha büyük bir maceraya adım atıyor. Mustafa hoca ve onun yardımcısı Ada başta olmak üzere bizim arkadaş grubuyla yolculuğumuzun ülke dışına taşınmasıyla Marko, Nikolai ve daha birçok kişiyle karşı karşıya kalmıştık. Şimdi her şey daha büyük, kayıplar daha acı ve dünya daha karmaşıktı. Yanan şehirler, farklı ülkeler ve verilen büyük mücadele herkesten bir şeyler alıp götürüyor.
Yine soluksuz okudum! Yapılan fedakarlıklar ve kahramanlıklar beni çok etkiledi. İlk kitapta okuduğumuz insanlara zarar veren yağmurlar ve bunu durdurmanın tek yolunun geçtiği insanlarla çok heyecanlı bir kitaptı.
Hem yapay yağmuru durduracak formül hem kayıplar hem de beklemediğim bir anda öğrendiğim gerçekle çok heyecanlandım. Özellikle son sayfasıyla daha da güzelleşti kurgu. İlk kitapta çok fazla bağ kuramadığım Ada’yı daha çok tanımak, Barlas, Gökalp, Beren ve Özgür’le soluksuz ve kahramanca bir mücadeleye katılmak, Mustafa hocanın zekasına bir kere daha şahit olmak harikaydı.
Bazı hikayeler yarım kalır, bazıları tamamlanır. Bazıları da sonsuzluğa karışır. Peki Döngü bunlardan hangisi olacaktı?
Onlarca tuzağı atlatıp sanki bu sefer yakalanmış ve yenilmiş gibi hissediyordu. Mustafa Demir, camın hemen ötesinde yağan yapay yağmurların sanki kendi bedenine değiyormuşçasına acı çekiyordu. Hıçkırarak ağlamaya devam ederken düşünceler arasında yönünü bulamıyordu.