·147 syf.····Okunma: 21 Aralık 2024 22:06 Fakir Baykurt'un okuduğum ilk eseri. Ölmeden önce son yazdığı bu eserin sosyal medyada özellikle çok fazla övüldüğünü görünce okuma listemde yukarılara taşıdım. Fakat kitabı sevdiğimi söyleyemem.
Kitap Yunan Dimitrios'un gelmesiyle başlıyor. Ona hazırlanan yemeklerden, dinletilen yerel türkücüden defalarca bahsediliyor. Bazı kısımları gerçekten çok uzatılmış okurken çok sıkıldığımı söyleyebilirim. Kitap kişinin ağzından anlatılırken diğer paragrafta birden yazar anlatımına geçiyor. Açıkçası bana olay örgüsü çok kopuk geldi.
Türk-Yunan dostluğundan bahsediliyor. Şu an yurtdışında ödül alırken ülkemizi kötüleyen sözde sanatçılar gibi bu kitap da Yunan Dimitrios'a halkı kötülüyor. Cahil olduklarından bahsediyor. Din üzerinden laf giydirerek küçük görmeye çalışıyor. Nedense bazı kitaplarda dini kötü gösterme çabaları beni çok rahatsız ediyor. Bir, bir daha ikidir. Dinimize (İslam) göre şarap içmek, üretmek, satmak haram. Ama kitap karakteri olan imama bunun tam tersini söyletiyor. Kazancını, geçimini sağladığı için Allah'ın bunu mübah saydığını üstelik şarabın sadece sarhoş edecek derecede içilmesini yasaklandığını hatta her akşam bir bardak şarabın çok faydalı olduğunu söyletiyor. İmam söylüyor bunu. İnanıp inanmamak insanın kendiyle muhasebesidir. Ama bunu bu şekilde yazmak, vicdansızlıktır. Bu kitabı öğretmenler önerecek, öğrenciler okuyacak. Belki çoğu kişinin hiç fark etmediği küçük bir cümle çocuklarımızın hayatını değiştirecek. Yine söylüyorum. Allah'a inanıp inanmamak insanın tamamen kendisine ait. Herkes kendinden ve çocuğundan sorumlu. Ben çocuğumun bu cümleleri barındıran bir kitabı okumasını istemem. Ancak okuyan, okumak ve okutmak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum.