Gönderi

Felsefe-Bilim tarihi, büyük bir göl olarak düşünülmeli; Hegelci anlamda bir yerden bir yere akan bir nehir yok; daha çok, bu büyük gölde, ortak kültür havzaları söz konusudur; ve gölün bir kısmında yoğunlaşma olurken diğer kısımlarında seyrelme vuku bulur; ancak bu yoğunlaşma ve seyrelme, tarihî süreç içinde yer değiştirir. ...
Sayfa 18·Kitabı okudu
Felsefe
·
626 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam her zaman biri seyrekken diğeri de yoğun olmak zorunda mı kalmistir sizce bazen her ikisinin de seyrek olup(inanç bağnazlığının üst seviyelerde yaşandığı dönemler misal) ve yine her ikisinin de yoğunlaştığı dönemler de ( inancın sorgulanması bilinci gelişirken) olmuş mudur?..
Muhammet İkbâl
Gönderi Sahibi
Belki ütopik olarak mümkün, gönül de böyle olsun istiyor ama; ne realitede ne de geçmişte pek bir örneği yok bu dengenin hocam. Çünkü bir tarafın yoğunluğu zaten diğer tarafın seyrekliğinin neticesi. Modern toplumun adlandırmasıyla beyin göçü dediğimiz şey yani. Yukarıdaki metafordan yola çıkarsak mevcut olan su, ne artıyor ne de eksiliyor; sadece yer değiştiriyor. Bu durumda, bir tarafta yoğunlaşırken bir tarafta seyrekleşmek zorunda kalıyor. Bu sonuç da gayet doğal olarak hatta zorunlu olarak ilerlemek ve gelişmek ile neticeleniyor. Hasılı kelam bir tarafts su yoğunlaştığında diğer tarfta seyrekleşmesi şaşmaz bir yasa (Kader). ☺️