Var Mısın? -Doğan Cüceloğlu
9/10
·320 syf.··
2024 54. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2024 15:13
Bir psikolog/öğretmen/akademisyen, ilgi alanlarından hareketle, etki alanını ne kadar genişletebilir ki? Evet, bu cümleyi ve bilinçli bir şekilde kullanabildiğim kavramları bu kitaptan öğrendim. Kocaman bir röportaj metni olan bu eser, daha önce okuduğum aynı tür metinlerden farklı olarak, öğretici niteliği çok baskın bir metindi. Dili sade; okuması, anlaması ve özümsenmesi yönüyle basit bir yapıya sahip olan bu eserin dikkatimi çeken bazı bölümlerine değinmek istiyorum. ‘‘Bana göre hayatın anlamı ‘keşif’tir. Hayat bir keşif yolculuğudur. Neyi keşfedeceksin? Özünü, kendini.’’ (s.35) Kısmında hayatın anlamına dair bir görüş ortaya atıyor, yazar. Fakat merak ettiğim bir şey daha var: Peki, kendimizi keşfedince neye ulaşacağız? Tüm bu anlam arayışını sona erdiren bir bilgi/ürün olmalı. Keşke sorma imkânımız olsaydı. ‘‘Ülkenin sorunlarını konuşmaya başlamadan önce kendinle, ailenle, işinle ilgili geliştirmen gereken sorumluluk duygusu.’’ (s.66) Sanırım bugün en çok ihtiyacımız olan şeylerden bir tanesi. İnsanın gelişim (fizyolojik) sürecinde dahi belirli bir öncelik vardır. ‘‘Yaşamsal öneme sahip sistemlerin gelişimde önceliği vardır.’’ Buradan yola çıkarak, hayatımızdaki sorunlara özelden genele doğru (tümevarımcı) bir bakışla yaklaşmalıyız. Maalesef ki günümüzde çözmesi gereken onlarca sorunu varken, etki alanının tamamen dışında bulunan sorunlara saatlerce kafa yoran insanlar görüyoruz. Bunun dönüşü olarak da özel sorunlarımıza çözüm getiremiyoruz. Sıralamayı doğru yapmamız gerekiyor. ‘‘Toplum olarak eğitimin niyetinde uzlaşmadan millî eğitim politikası oluşturmamız mümkün değildir.’’ (s.138) İfadesinin devamında niyetin ne olması gerektiğini de Cüceloğlu şöyle ifade ediyor: ‘‘Eğitimin niyeti; kişinin getirdiği merak potansiyelini beslemek, daha karmaşık soruları sorabilecek ve yolculuğa zevkle devam edebilecek durumda kalmasını sağlamaktır.’’ (s.139) İnsanın fıtratından gelen merak duygusunun yazar için oldukça önemli olduğunu görüyoruz. Fakat ülkemizde eğitim kurumlarının yalnızca belli başlı bölümlere öğrenci hazırlama dershanesine dönüşmesi ve öğrencilerin ailelerinin bu dönüşüme sıcak tutumu insanı elim düşünceler içerisinde bırakıyor. Bizim okullarımız birer fikir yuvası mı, yoksa-sözde iyi bölümlere- ulaştırma kanalı mı? Farkı milletçe görüyor ve yaşıyoruz. ‘‘…; hikâye edilmiş bir bilgiyi daha iyi öğreniriz, beynimiz zaten bir şey öğreniyorsa dediğim gibi onu öyküleştirerek öğrenir.’’ (s.268–269) Üniversiteye Rize’de devam ettiğim dönemlerde Nurullah Genç’in bir konferansına katılmıştım. Orada aldığım notların içerisinde: ‘‘Eğitim konular üzerinde değil, kıssa ve destanlarla yapılmalıdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in anlatımı da böyledir. İnsani olan budur.’’ (22.12.2023) şeklinde bir bölüm olduğu hatırıma geldi, burayı okuyunca. Benzer düşünceler içerisinde olduklarını görüyorum. Okuyucu katılır mı, bilemem. Yazarı her ne kadar psikoloji alanının profesörü olsa da bu alanla ilgilenen/ilgilenmeyen herkese şiddetle tavsiye ederim. Bize ‘‘Biz’’ bilinci kazandıracak; toplum olarak, millet ve milletler olarak ve insanlık olarak aynı gemide olduğumuzu hatırlamak zorunda bırakacak bir röportaj. ‘‘Mükemmel olmaya çalışma, olabileceğinin en iyisi olmaya çalış!’’ (s.169) Var mısın? Doğan Cüceloğlu
1000Kitap
Var mısın?Doğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202137,8bin okunma
·
98 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.