Italo Calvino Yoğun bir anlatıma sahip postmodern kitap olan "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu"yu okumaya başlarken bazı şeyleri anlamlandırmak zor olacaktır. Yazar bir yandan senle konuşurken bir yandan olayları sürdürmektedir. Birçok öykünün birleşiminden oluşmaktadır kitap. Ama bu birleşim nasıl mı? Hepsinin girişleri var ama sonuçları yok. Zaten kitapta bu konu üzerinde şekillenmektedir. Bizleri alışılagelmiş romanların giriş gelişme ve sonuç ksımlarından çekerek farklı bir anlatım tarzına kavuşturmaktadır. Hepimiz okuduğumuz romanlarda bir son bekleriz ya da bekletiliriz. Buna karşılık kitapta şu yanıt ile karşılaşırız: "Siz her öykünün bir başı ve sonu olması gereketiğine mi inanıyorsunuz?" Her olayda bir mutlu ya da kötü son mu beklememiz gerkiyor gerçekten. Belki de onun sonu bir hiçliktir, belirsizliktir...
Olaylar bu şekilde sürüp giderken kitabın son kısmında zihninizde yankılanan sorular ve düşünceleriyle baş başa kalırsınız. Belki de Calvino'nun asıl yapmak istediği şey budur: Sizi okuyucu koltuğundan öğrendiği hikayenin bir parçası haline getirmek. Bu nedenle sonda belki isteyeceğimiz sonu tahmin edip yazarak bizleri tatmin etmek istemiştir. Kitabın dikkatli okunması gerektiğini düşünüyorum. Bir detayı kaçırdığınızda bir sonraki olayı, durumu anlamlandırmakta zorluk çekebilirsiniz. Eğer farklı tarz bir kitap arayışındaysanız bu kitap sizi mutlu edecektir. Okurken "okuma" eylemini sorgulatan eserler nadirdir ve bu roman, bu nadirlik içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bir roman okuyucusuna bu kadar çok şey katabilmek, hem edebi hem de düşünsel bir başarıdır. Yani kısacası Calvino'nun anlatımı sadece hikaye değil, aynı zamanda bir deneyim sunmaktadır. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu