Bir Kış Gecesi Eğer Bir YolcuItalo Calvino

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.282
Gösterim
Adı:
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
249
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750813818
Kitabın türü:
Çeviri:
Eren Yücesan Cendey
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin" cümlesiyle başlayan, Calvino'nun yazarlık dehasını konuşturduğu, Calvino'nun Calvino'yu okuduğu, okurluk ve yazarlık üzerine bir başyapıt olan Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, ilk kez özgün dilinden yapılan çevirisiyle Türkçede...
(Tanıtım Bülteninden)
Baştan uyarıyorum. Kitabı henüz okumamış olanlar için çok detay içerir. Ama faydalı da olabilir. Okumak, okumamak size kalmış.

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’yu 2. Ankara Kitap Toplantısı için oylama yaparak seçtik. Okurluk ve yazarlık konusunda kitabın ünü ve içeriği bir toplantıda tartışmak için gayet müsait. Kitabı toplantı için okuyanların yorumlarını görünce biraz keyfim kaçmadı değil. Ama kitapta Calvino’nun okumak ve okurluk konusundaki düşüncelerini görünce bunun gereksiz olduğunu düşündüm.

-->Önce nasıl bir kitap?

Klasik anlatı serim düğüm çözümüyle oluşturulmuş, vermek istediğini okura küçük oyunlar aracılığıyla vermeyi amaçlayan postmodern bir kitap örneği var elimizde. Yoğun anlatımlı olduğu için biraz dikkatli okumak gerekiyor. Yoksa gözden kaçan şeylerin önemi kitabın çok çabuk yerilmesine yol açabilir.

-->Olay

Erkek Okur kitapçıdan Italo Calvino’nun yeni çıkan kitabı Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’yu alır, eve gelir ve okumaya başlar. Biraz okuduktan sonra okuduğu kitabın başta anlattıklarını aynen tekrar ettiğini görür, kitapçıya gidip durumu açıklar. Kitapçı ciltleme sırasında baskı hatası olduğunu, araya Polonyalı yazar Tazio Bazakbal’ın Malbork Kasabasının Dışında kitabının karıştığını, ellerinde sağlam baskılardan Bir Kış Gecesi Bir Yolcu’yla elindeki hatalı kitabı değiştirebileceğini söyler. Erkek Okur başladığı kitaba devam etmek istediğini söyleyip Bazakbal’ın kitabını ister. Aynı istekle oraya gelen Kadın Okur Ludmilla ile de orada tanışırlar. Aldıkları kitabın yine farklı çıkma ihtimaline karşı da telefon numaralarını birbirleriyle paylaşırlar. Tesadüf bu ki kitap yine farklı bir öyküyü anlatmaktadır. Sürekli bu şekilde, asıl istediği öyküyü arayıp her defasında farklı öykülerle karşılaştığımız, bir yapısı var kitabın. Toplam da 10 farklı roman başlangıcı, 12 bölüm…

-->Nasıl ve ne anlatıyor?

Edebiyatta ikinci tekil şahısla yazılarak üne kavuşmuş romanları saysak sanırım bir elin parmaklarını geçmez. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu ikinci tekil şahısla yazılmış bana göre çok başarılı bir eser. Kitap: “Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin. Kapıyı kapasan iyi olur; öte seslen ötekilere:" Hayır, televizyon seyretmek istemiyorum!" Sesini yükseltmezsen duymazlar seni. "Kitap okuyorum. Rahatsız edilmek istemiyorum!" O gürültü arasında seni işitmemiş olabilirler, daha yüksek sesle söyle, bağır hatta: ‘Ben, Italo Calvino'nun yeni romanını okumaya başlıyorum!’” diye başlıyor. Birinci tekil şahıs ve üçüncü tekil şahıs anlatıcılarının tabiri caizse edebiyatın zirvesinde olduğu dönemlerde böyle başlayan bir kitap taşları yerlerinden oynatmıştır ki bunu görmemek imkânsız.

Calvino üstkurmacanın oluşturulma şekillerinden olan ‘metnin kuruluşunu, yazılış sürecini olgu içinde konumlandırma’dan yola çıkarak kitabı yazma sürecini satır aralarında bizlere göstererek hareket ediyor. Daha kitabın başında “Başlayan, ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşıyoruz,” diyor. Buradan kitabın bitmeyen öykülerden oluşacağını anlamamak elde değil.

Sayfa 192’de (8.baskı) Silas Flannery: “…Bunun sonucunda yalnızca başlangıçlardan oluşan bir kitap yazmaya karar verdim. Kahramanı, sürekli kitabı yarıda kalan bir Erkek Okur olacaktı. Erkek Okur Z yazarının A romanını satın alacaktı. Ama bu kusurlu bir kopya çıktığı için okumayı sürdüremeyecekti… İşin içine bir Kadın Okur, düzenbaz bir çevirmen, bu günce misali günce tutan yaşlı bir yazar da katabilirdim…”

Bu paragrafta amacını çok çok net bir şekilde görüyoruz Calvino’nun. Bir anlamda kendi yazdığı romanın okuru konumuna geliyor. Aynı şekilde bu paragrafları okuyan okur da bir nevi yazar bağlamında değerlendirebilir. Yani burada okurla yazar arasındaki ayrımın kalktığını görüyoruz. Yazar kendi yazdığı romanı, okur olarak okuyor. Öyle değil mi sizce de? Belki de Calvino bir yazar olarak salt okurluğun tadına bakmak istemiş de olabilir? Düşünüyorum.

Ne anlattığını açıklamak biraz güç. Benim için kitabın kurgusu ve yapısı daha öndeydi. Okuma eyleminin çağlar boyunca geçtiği yolları düşündüğümüzde bu kitapta tüm okuma eylemlerinin ele alındığını görüyoruz. Kitabın en kilit noktası buydu.

Şu da mümkün: Calvino sürekli hikâyelerin bitmediğini ve önceden yazıldığını, hatta öykülerin, anlatıların tek kişiden çıktığını, hep aynı şeyleri okuduğumuzu söylüyor. “Başlayan, ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşıyoruz,” “…Bazılarına göre ihtiyar Kızılderili anlatı malzemesinin evrensel kaynağıdır; bütün öteki yazarların bireysel yaratımlarının kaynaklandığı ana magmadır…” Eğer insan olarak bizden önce olmuş ve bizden sonra olacakların öyküsünü yazıyor ve okuyorsak bu döngünün farkına varmamız gerekmez mi? Calvino gerektiğini düşünmüş olmalı ki ‘hayatın çehresi, ölümün kaçınılmazlığı’nda Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’yu yazmış.

Okumak bir birey için ne ifade eder ya da nedir? Okunmak ve ideal okurunu bulmak bir yazar için ne ifade eder? İlk soruya tam 9 cevap buluyoruz kitapta. Kitabın sonuna doğru kütüphanedeki 7 okurun verdiği cevaplar artı Erkek Okur ve Ludmilla’nın cevapları. Bunu 10’a tamamlayan ise kitabı okuyan bizleriz. İkinci soruyu Calvino’nun yarı yarıya kendi yerine koyduğu yazar Silas Flannery’den öğreniyoruz. Verilen cevapları tartışmak için toplantıyı bekliyorum

-->Karakterler

Erkek Okur: Romanın başkişilerinden. Kayıp metinleri Arayan Okur. Aradığı metinlerin peşinde farkında olmadan kendi hayatının öyküsünü yazıyor. Bunu kimse inkâr edemez.
Ludmilla: Dişi Okur. İdeal okur. Ve toplantıda en çok konuşulacak okur.
Lotario: Kitapların sadece akademik incelemeleriyle ilgilenen kötü okur. Ludmilla’nın ablası.
Irnerio: Kitap okumayan ama kitapları sanat için kullanan bir tasarımcı.
Ermes Marana: Türlü türlü işlere bulaşmış sahtekâr çevirmen ve kötü okur.
Silas Flannery: Calvino’nun kendi romanının okuru olmak için kitaba koyduğu yazar.

Kitap bu kadroyla bize hayatın bu tür şeylerle nasıl birlikte bütün olduğunu göstermeyi de amaçlıyor. Bir yazarın ne tür kişilerle karşılaştığını görmek de mümkün. Silas Flannery’i sırayla tüm karakterlerin ziyaret etmesi roman içindeki çok hoş oyunlardan biriydi benim için.

-->Benzerlikler

Erkek Okur’un sürekli kayıp metinlerin peşinde koşması bana Don Kişot’taki anlatıcı-çevirmen arasındaki ilişkiyi hatırlattı. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz.

Binbir Gece Masalları’ında anlatımın sürekli bölünerek hikâye içinde hikâyeye geçilmesi gibi Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu da 10 öykünün sadece başlangıçlarının verilip araya olayların girmesi de bana benzer gelen diğer bir noktaydı.

Ama en çok hayata benziyor bu kitap. Gerek okurlarıyla gerek araya giren hikâyelerle gerekse de bir kitabı okurken aslında kendi hikâyemizi yazmamızla. Okumak hayattır. Ya da hayat hiç bitmeyecek öyküleri okumaktır. Ya da “okumak yalnızlıktır.”

-->Sonuç

Daha tartışacak çok şey var aklımda. Onları toplantı gününe saklıyorum. Sonuç kısmını da toplantıdan sonra dolduracağım. 1K Ankara Okuma Grubu’na selamlar ve herkese.
Kitap hakkında oldukça güzel ve doyurucu incelemeler okudum sitede.Özellikle okuma gurubumuzdaki bir kaç arkadaşımın incelemeleri tek kelimeyle muhteşemdi.
İfade edilmiş konuları yineleyip tekrara düşmemek bakımından kitabın içeriğine yönelik detaylara girmemeye çalışacağım.Daha çok anlatım biçimine yönelik fikirlerimi paylaşmayı amaçlıyorum.Diğer inceleme yapan bir çok arkadaşımın değindiği ikinci kişi üzerinden anlatım konusunu biraz daha irdelemek kitabın değerini daha doğru ifade edebilmek açısından çok değerli bana göre...


Anlatıma dayalı edebi türledeki iki ana unsur, bakış açısı ve anlatıcıdır.Bakış açısı yazarın okuyucuyu sürüklemek istediği noktayı işaret ederken,anlatıcı da bu yolda, yazarın sözü nihai noktaya teslim etmek için ihtiyaç duyduğu varlıktır.
Her anlatı mutlaka bir anlatıcıya sahip olmak zorundadır.Bu anlatıcı çoğunlukla yazarla karıştırılsa da tamamen kurgusal dünyaya ait bir varlıktır.Okuyucu,yazar ve eser arasındaki çimentodur demek çok yanlış olmaz kanaatimce.Bu yönüyle gerçek ve görünür bir yapıdadır...Bu görünürlük yazarın tercihine göre değişkenlik gösterebilmektedir.Bazı anlatıcılar sürekli göz önünde ,çoğu zaman merkezde olabiliyorken,bazı anlatıcılar da kendilerini görünmez kılıp sadece hissettirmeyi tercih ederler.Ancak bütün anlatıcılar için mutlak olan tek şey, yazarın bakış açısını taşımalarıdır.Neticede başta hikaye ve roman olmak üzere ,bütün anlatmaya dayalı kurgusal metinlerde olay,bakış açısı ve onu aktaran bir anlatıcı olmak zorundadır.
Roman ve hikaye üzerine yapılmış olan teorik çalışmalar sonucunda kabul görmüş anlatıcı biçimleri vardır.Türk ve Dünya edebiyatı örneklerine bakarsak genelde iki çeşit anlatıcıdan söz edilir.Bunlar;kahramanın bakış açısı ile aktarım yapılan birinci kisi(ben,biz) ve daha çok,hakim,dikte eden,tanrısal bir bakışaçısı ile aktarım yapılan üçüncü kişi(o) olduğunu görürüz.Yine gözlemci ve çoklu bakış açıları olan anlatıcı türleri de görülebilmektedir

.
Türk edebiyatında sık raslanmayan ,Dünya edebiyatında görece daha sık görülebilen ikinci kişi anlatıcısı metodu var birde.Bu metod ile anlatıcı sürekli sen/siz zamirleri ile okuyucunun kendi bakış açısıyla metni aktarmayı/algılamasını sağlamayı amaçlar.
Birinci ve üçüncü kişiler duygu ve düşünceleri bilebildiği için olayı çok rahatlıkla yorumlayıp aktarabilirler.Ancak ikinci kişi duygu ve düşünceleri bilemez.Sadece gözlem ve sezgilerden hareketle olayı aktarmaya çalışır.Bu durum anlatımı oldukça kısıtlar ve zorlaştırır.Türk ve Dünya edebiyatında ikinci kişi anlatıcısının nadir görülmesinin en önemli nedeni budur.
Dolayısıyla bu metodla metin kaleme alan yazar sayısı oldukça az.Araştırıp tam olarak net bir sayı bulamasam da Türk edebiyatında yirmi, Dünya edebiyatında ikiyüzü geçtiğini pek sanmıyorum.


Calvino Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu isimli eserini ikinci kişi üzerinden aktarmış olması nedeni ile ,şekil itibariyle tüm eserlerden ayrı bir yerde durduğunu söylersek, sanırım diğer türlerdeki bütün eserlere haksızlık etmiş olmayız.Neticede bu metod ile metin kaleme almak derin bir edebi birikim ve olağan üstü kurgusal bir yateneğe sahip olma gerekliliğini ortaya çıkarıyor.Bu bakımdan Calvino 20.yüzyıl edebiyatçıları arasında özel bir yerde durmakla birlikte ,tüm edebiyat tarihinde de ayrı bir başlığın altında listelenmesi gereken bir yazar.Bu eseri de okuma merakı ve bu yolda verilecek mücadelenin değerini vurgulamaya çalışması bakımından çok özel,önemli ve çok kıymetli...
Mutlaka okuyun,okutun.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.594 Oy)18.126 beğeni41.073 okunma2.632 alıntı172.754 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.169 Oy)8.468 beğeni27.152 okunma750 alıntı132.395 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.825 Oy)8.764 beğeni24.003 okunma1.601 alıntı111.351 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.180 Oy)3.691 beğeni12.224 okunma1.109 alıntı50.101 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.307 Oy)12.858 beğeni32.897 okunma3.092 alıntı138.155 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.733 Oy)6.040 beğeni15.898 okunma2.667 alıntı82.078 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.087 Oy)7.651 beğeni21.494 okunma750 alıntı83.864 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.214 Oy)8.644 beğeni24.057 okunma1.260 alıntı118.205 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.428 Oy)5.532 beğeni18.757 okunma766 alıntı95.935 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.502 Oy)8.451 beğeni24.935 okunma2.253 alıntı107.624 gösterim
Bu incelemede kitabın içeriğiyle ilgili önemli noktalar olabilir!

Eğer kitabı okumayı düşünüyorsanız ve etkilenmeyeceğinize inanıyorsanız okumaya devam edin.
Ya da yine okumayı düşünüyor ve etkilenmenize rağmen kitabı okuyacağınız süreye kadar hafızanızdan atabileceğinize inanıyorsanız yine devam edin.
Ya da sadece bu incelemeyi ben yaptığım için okumak istiyorsanız yine okumaya devam edin.
Ya da bu müthiş kitabı hiç okumayın ve aşağıda bahsedeceğim şeylerin çok daha detaylısını tatma zevkinden kendinizi mahrum bırakın.
Ya da bu kitabı okuyun ve sonrasında keyifle üzerine konuşalım.

Hala incelemeyi okumayı sürdüryorsanız başka bir ihtimal sizi cezbetmiş olabilir.
Ya da sadece merak ediyorsunuz.
Ya da sadece okumak istiyorsunuz.
O halde tercih sizin...

Bir kış gecesi eğer bir yolcu; Malbork kasabasının dışında, sarp yamaçtan sarkarken, rüzgardan ve baş dönmesinden korkmadan gölgenin yoğunlaştığı aşağıya bakarak birbirine bağlanan çizgilerin ağında, birbiriyle kesişen çizgiler ağında ay ışığında aydınlanan yapraklardan halının üstünde, boş bir mezarın çevresinde "Oracıkta somunu bekleyen öykü hangisi?"

Yukarıdaki başlangıç bu kitabın başlangıcı değil. Bu cümleler kitabın içindeki öykü başlıklarının birleşimini oluşturuyor ve gayet anlamlı bir roman başlangıcı değil mi?

Başlangıç demişken kitabın "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu" adlı ilk hikayesinden önce sizi müthiş karşılayan bir Calvino var. Seçerek yaptığım alıntıları okuduğunuzda eminim siz de sorarsınız kendinize nasıl bir kitap bu? ( #18459454 , #18459903 , #18461065 ,
#18463098 )

Henüz kitaba başlamadan aldığım müthiş bir gazla kitaba hemen devam edip hunharca sayfalara daldığımı düşünüyorsunuz değil mi? Hayır. Önce bu farklılığın keyfini çıkardım, ilk kez karşılaştığım bir hazırlıktı bu; hem de yazar tarafından! Bu özgüven, bu cümleler, bu daha girişte bile insanı cezbeden anlatım nereden geliyordu? Nasıl bir kitap böyle bir giriş barındıyordur? Ne amaçla?...

Bu bana Zweig'ın satranç kitabına, bir kitaba ulaşan ve onun ne kitabını olduğunu hemen öğrenmesini bastırarak onu elde etmenin vermiş olduğu hazzı yaşamak isteyen Dr. B'yi anımsattı.

Calvino daha girişte bu etkiyle sizi öyle konsantre bir şekilde kitaba başlatıyor ki resmen her kelimeyi yutmak istiyorsunuz. Yazar dikkatinizi çekti, sizi uyardı, gerçekten uyardı, hatta sigara içtiğinizi bilip küllüğünüze kadar uyardı. Bu girift ve katmanlı romanın okunmasını sağlamak için bunu yapmak zorundaydı. Nitekim ilk öyküsüyle de karanlık bir giriş yaparak konsantrasyonunuzu iyice tavana çıkardı ancak hikaye asıl şimdi başlıyordu.

Gayet normal bir romanın akıl dolu cümleleri arasında ilerlerken Calvino romanın karakteri olarak 'sen'i kullanıyor ve artık kitaba okurun gözünden devam ediliyor. Bu okurun cinsiyeti erkek.

Malbork Kasabasının Dışında'da artık bir de bayan okur var. Ancak erkek okur bundan habersiz. O sadece yarıda kalan Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu'nun devamının okunması ve bayan okurun cazibesine kapılmasında. Bununla başlayan serüvende Calvino bir ara aynayı bayan okura çeviriyor. Çok küçük bir bölüm de olsa bu kez bayan okurun gözünden ve hatta ikisinin ve tabiki yazarla birlikte üçünün gözünden ilerleyen bir roman haline geliyor.

Erkek okur bu serüvende kitapta on farklı öyküde on farklı karakterde karşımızda. Ancak bu karakterler arasında benzerlikler, öykülerde zihinsel geçişler söz konusu. Bunlar o kadar ince ince ve özenle yerleştirilmiş ki karşınıza çıktığında enteresan bir gülümseme oluşuyor yüzünüzde. Bazen kızıyorsunuz, bazen yok artık diyorsunuz. Kitabı fırlatıp atasınız geliyor. Ancak tahminimce de yazar bu kısımlar okunurken size kıs kıs gülüyor :)

Varysayımlar, kurgu ve zekanın müthiş birleşimi. Sadece ortada bir roman yok, on hikayelik bir kitap da; yazmanın, yazarın, okurun önemi var.

Eğer iyi bir yazar olmak istiyorsam bu kitabı mutlaka okurdum.
Daha iyi bir okur olmak istiyorsam da.

Calvino'nun yeri geldiğinde delirten, yoran (ama gerçekten yoran), ciddi konsantrasyon isteyen (girişte yazar bunu sizden bizzat istedi) bu kitabını kesinlikle tavsiye ediyorum.

Herkese keyifli okumalar...
İtalo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanının incelemesini okumaya başlamak üzeresin.

Öncesinde spot ışıklarımızı bu kitaba yoğunlaştıran https://1000kitap.com/rock_sema/Duvar/ ya teşekkür edelim. Kendisinin incelemesi üzerine kitabı okumaya karar vermiştim. Ama gecikti.

İtalo Calvino'yu tanımak için bekletirken kendimi, Pelin Batu'nun kütüphanesini tanıtan bir videoya denk geldim. Halbuki ben onun şehla gözleriyle ilgileniyordum. Kütüphane de nereden çıktı! Orjinal dillerinde yazılan kitapları görünce de benim normal ela gözler şaşkınlıktan açıldı. Hepsini de aslından okuyormuş. İnsanlar kaç dil biliyor, bir de sana bak diye kendime kızarken, en sevdiği yazarlardan bir tanesinin İtalo Calvino olduğunu söyledi.

Artık zamanının geldiğini düşünerek başladım Calvino'ya. Ben mi başladım Calvino mu orası karışık. Çünkü o ne samimi bir başlangıçtı. ONEO reklamlarındaki gibi o ne özgüvendi o! "İşte artık kitabın ilk sayfalarına gömülmeye hazırsın. Yazarın benzersiz tarzıyla buluşmak için ilk adımını atıyorsun." gibi bir cümle durumu açıklıyordur heralde.

Daha önce hiçbir kitapta böyle bir başlangıç görmedim. Siz de görmemişsinizdir. Efsane bir başlangıcı vardı kitabın.

Girişi yaptıktan sonra aslında bunun tek bir kitap olmadığını kitap içinde kitap olduğunu hatta kitaplar olduğunu göreceksiniz. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu gibi enteresan isimleri olan ve hep yarım kalmış hikayeler ve hikayeler hep birbiriyle bağlantılı. Aralarındaki bağı kurmak bir oyun gibi. Yazar bizimle kitap boyunca oyun oynuyor, yarıda kalmışlığı siz tamamlayın dercesine.

Her öyküyü sanki farklı bir yazar yazmış gibi tarzları birbirinden tamamen farklı. Postmodern olarak yazılmış bir kitap zaten. Metinlerarası geçişler söz konusu kendi hikayeleri arasında. Başlangıçta anlaması zor bir kitap. O yüzden Calvino uyarmıştı: "Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin. Kapıyı kapasan iyi olur; öte yanda mutlaka çalışmakta olan bir televizyon vardır. Hemen seslen ötekilere: "Hayır, televizyon seyretmek istemiyorum!" Sesini yükseltmezsen duymazlar seni. "Kitap okuyorum, rahatsız edilmek istemiyorum!" O gürültü arasında seni işitmemiş olabilirler, daha yüksek sesle söyle, bağır hatta: "Ben İtalo Calvino'nun yeni romanını okumaya başlıyorum!" Bunu söylemek istemiyorsan, seni huzur içinde bırakmalarını umut edelim."

Sanki bizim evlerimizi gözetliyormuş da yazmış gibi değil mi?

Ben de Calvino'nun tavsiyesine uyarak yan tarafta yüksek sesle Hint dizisi seyreden babaannemi uyardım. Fayda etmedi tabi. Huzur içinde de bırakmadı. Ben de daha çok geceleri okudum. Geceler hayırlı, geceler sessiz, geceler huzurlu.

Nev'i şahsına münhasır bir roman okumak isterseniz istikametiniz "İtalo Calvino", adresiniz "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu" olsun.
Beynim kazan ben kepçe gidiyorum gündüz gece sayfa sayfa okuyorum okuduğumu akşamına unutuyorum haybeden kaybedenler güruhunda yol alıyorum ne kadar sıkıcı ne kadar felsefik anlam veremediğim helezonlar yaşıyorum ben yandım sizler yanmayın diyorum :((
Italo Calvino’nun romanı Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’nun incelemesini okumak üzeresin. Rahatla, Dikkatini okuduğun yazıya iyice bir ver. Diğer tüm düşünceleri at kafandan. Bırak çevrendeki dünya kararıp gitsin. En iyisi kapıları kilitle; yan odada siyasetten, davalardan bahseden TV’nin sesini duymak zorunda kalırsın yoksa.
Büyük bir heyecan ile kitabı elime alıp pencere kenarındaki koltuğuma iyice yayılmış bir haldeyim. Bir tarafımda kahve varken kitabın ilk satırlarını okurken heyecanlanıyorum. Kitap gerçekten bana bir şeyler katacak diye heyecanlanıyorum. Hızlı hızlı okumaya devam ederken bir saniye diyorum, bir saniye...
Her bir satırda yazar beni anlatıyor, nasıl ya????
Oturduğum koltuktaki yayılma şeklimden tut kitabı nasıl aldığıma kadar her konuda okur olan benden bahsediyor!
Biraz heyecanla beraber biraz da sinirleniyorum.Yazar beni nasıl bilebilir!!
Sonralarında devam ediyorum, hala benden bahsediyor ve beni okur olarak değil de kitabın ana karakteri olarak görüyor. Burada biraz gurur yapıyorum ve kitabı okumaya devam ediyorum.
İlk hikayeyi okuyorum ve seviyorum sonra bir şey oluyor aniden. Pat diye yazar kapıları yüzüme kapatıyor ve ben hikayenin sonuna ulaşamıyorum. Sonra bir diğer hikaye başlıyor ve yine ben yarım kalıyorum. Her hikayede yazar benden bir parça koparıyor sanki ve ben her hikayede eksiliyorum. Sinirlenmeye başlıyorum kitaba.
Palyaço şiirindeki denildiği gibi
"ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim"
Her neyse diyerek okumaya devam ediyorum ve günler sonra okumam bitip son sayfayı da kapatırken içimden şu sözleri tekrarlıyorum,What the fuck??
Binbir Gece masallarını birinin size anlattığını düşünün ama burada her masal bitmeden bitiyor sizin için. İşte Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu size bu tadı veriyor. Kitap bittiği anda benim gibi;Nasıl bitti ya bu kitap, Böyle bir sonu mu olmalıydı diyecek ve kendinizi derin bir boşlukta bulacaksınız.
Son sözüm ise kitabın 181. sayfasındaki kısımdır. Aman aman değil ama hoşlanıyor...
188. sayfa çok sıkıntılı bir kısım ve okuyan kişiler ile tartışmak isterim.
Okunabilecek türden ve ilginç bir kitap ama ben birisinin, beni, bana anlatmasını sevmem bu yüzden puan kırdım.
Herkese iyi okumalar dilerim :)
Geleneksel anlatımdan çok uzak olan ‘Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’ benim için bitmesini çok istediğim bir kitap oldu.
Yarım kalmış farklı öykülerle sanki anlamlar birbirine bağlanmak istenmiş. Yazar sanki kurgusuyla kendi kitabını irdeliyor. Erkek okur ve Kadın okur olarak seslendiği karakterle, okur ve metin arasında bir çeşit ilişki kurmuş. Kitabın sonunda da evlenmişler( sanırım kimilerine göre mutlu son??) Ya da yarım kalmış bi roman mı??
Belki daha önce böyle bir kitap okumadığımdandır; çok yorucu oldu bu kitabı okumak son sayfaya geldiğimde ohh be dedim.
Gerçekten yoğun bir karmaşa hakimdi kitapta; insanı yoruyor.
“Okumaktan yorulmadın mı?” (Syf: 249)
diye sesleniyor Ludmilla ki; işte o an ben de yüksek sesle -Hem de çokkkkk yoruldum, diye seslendim...
Kitapla Kalın
Hayatımdaki ve zihnimdeki karmaşadan biraz olsun uzaklaşabilmek için kitap okuyanlardanım ben ve bu demek oluyor ki kitaplığımda kaosa yer yok. Sayfaları çevirirken kulağıma dalga sesleri gelmeli, huzur dolmalıyım diye düşünüyorum.
Pekiiii bu kitap nasıl? Bu kitap post-modern edebiyatın örneklerinden. Konusuna en genel haliyle yazarın ve okurun kişiliklerinin incelenmesi, karakterleri üzerine felsefi sorgulama yapılması diyebiliriz.Ama gelin görün ki konudan konuya, karakterden karaktere, olaydan olaya atlıyoruz hep beraber. Yoruluyoruz. Bir yerde hata yaptığımızı düşünüp birkaç sayfa geri gitmek zorunda kalıyoruz bağlantı bulamayıp. Okuma stilimiz 2 ileri 1 geri halini almak zorunda kalıyor. Anlamak çözmeye yetmiyor ve alışmak sevmekten daha zor geliyor :) Okumayın diyemem, bu kadar seveni olan bir kitap için kötü de asla diyemem. Bugünkü ruh halimde eminim ki hiç benim tarzım değil ileride belki sakin kafayla tekrar okunmalıdır.
Bir gencin baskı hatası nedeniyle bölümleri karışmış, daha doğrusu içine başka kitaplardan bölümler karışmış bir kitabı okuma deneyimiyle başlayan hikaye, kitabın orjinal metninin peşine düşülmesiyle ve bu süreçte keşfedilecek 8-10 farklı romanın, bu romanlardan pasajların eşliğinde devam ediyor.

En azından ben böyle anladım diyeyim :) Yazarın üslubuna herhangi bir eleştirim yok, fakat hikayenin içine giremedim. Pek benlik bir kitap değilmiş.

Hani kimi insan kısa romanları daha bir tercih eder, kimi de konular ve yazar sağlam olduktan sonra varsın uzun olsun, hatta mümkünse uzun olsun der ya, --garip bir yerden girdim kabul, bakalım toparlayabilecek miyim-- ben bunlardan ikinci gruba girerim çünkü daha verimli bulurum. Şöyle ki; kitap kısa da olsa, uzun da olsa, başlangıçtaki o “kitapla tanışma” evresi üç aşağı beş yukarı aynıdır. Kitap uzun olursa, tanışma sonrasında salt keyiften oluşan daha uzun bir okuma deneyimi seni bekler. İşte bu açıdan bakınca, Calvino’nun bu romanında kitap ilerliyor ama ben hep yeni bir kitaba başlıyormuşum gibi hissettim. Gerçekte de kurgu o şekilde zaten, kitaba hiç alışamıyorsunuz, hep yeni bir kitap, yeni başlangıçlar karşılıyor sizi ("Groundhog Day" diye bir film vardı, kasaba sakinleri hep aynı güne uyanıyorlardı, aklıma o geldi, onun gibi bir şeyden bahsediyorum). Dolayısıyla bana uğraş dolu geldi, olan biteni kavramakta/yakalamakta zorlandım. Karışık gibi oldu ama umarım anlatabildim.

Uzun lafın kısası, Calvino güzel, deneyselliğe de bayılırım, ama bu denemeyi pek tutmadım.
Kitaba diğer kitaplarda rastlamadığım çok değişik şekilde başladım. Sanki yazar okuyucuyu evinde misafir ağırlıyormuş gibi başlıyor kitaba. Kitabı okumaya hazırlıyor sizi.
Kitabın çok farklı, değişik bir kurgusu var. Postmodern dedikleri bu olsa gerek. Ve okuması hiç kolay değilmiş ya da ben henüz böyle bir kitabı kolayca okuyacak bir okur değilim.
Kitabın kurgusunu çözmek için yarısını geçmiş olmam gerekti.
Kesinlikle farklı ve okumaya değer.
Gerçekten müthiş! Kitabı bir kac sayfa okuyup bir türlü anlam denizine acilamadim diyenlerdenseniz zaten bu kitabi hic okumayın ve kendinizi bu zevkten mahrum bırakın:) Çok dikkat gerektiriyor aynı zamanda gercekten yoruyor. Birden cok fikirle daha iyi bir okur olmak istiyorsanız bu cok katmanlı kitabı mutlaka okumalısınız. Yazarin yazmak,okumak üzerine olan 'sen' anlatimli bolumleri dahiyaneydi hakikaten. Kesinlikle okuduklarimdan cok farklı ve okunmaya değer bir kitap. Italo Calvino'nun okuduğum ilk kitabiydi belli ki bu benzersiz tarziyla son olmayacak. Lütfen, bu kitabı okuyun ve sonrasında keyifle üzerine konuşalım?
O anda, evrenin kusursuz düzeni içinde bir gedik, onarılması olanaksız bir çatlak açıldığını hissettim.
Onsuz yapamayacağınız bir şeyi bir kenara bırakmayı bir kere başardığında, bir başka şey olmadan da yapabildiğini, sonra bir başka şeyden de sıyrılabildiğini göreceksin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
249
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750813818
Kitabın türü:
Çeviri:
Eren Yücesan Cendey
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin" cümlesiyle başlayan, Calvino'nun yazarlık dehasını konuşturduğu, Calvino'nun Calvino'yu okuduğu, okurluk ve yazarlık üzerine bir başyapıt olan Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, ilk kez özgün dilinden yapılan çevirisiyle Türkçede...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 229 okur

  • buse
  • Taha Mutlu
  • Hüseyin O.
  • Esra Baştin
  • ibrahim işleyen
  • Emirhan Oruç
  • Arif kılınç
  • Demet
  • Seval
  • Murat Prckl

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%30.5
25-34 Yaş
%37.9
35-44 Yaş
%17.9
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.9
Erkek
%51.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.6 (20)
9
%19.6 (20)
8
%21.6 (22)
7
%10.8 (11)
6
%7.8 (8)
5
%10.8 (11)
4
%3.9 (4)
3
%0
2
%4.9 (5)
1
%1 (1)

Kitabın sıralamaları