Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 03 Aralık 2024 22:03 Okurken kendinizi sık sık içinizdeki çıkmaz sokakların dönemecinde bulacağınız bir kitaptır bu. Sorumlulukların, hayat düzeninin, kendini avutmanın emsalleri, daha kitabın başında gömleğinizin sol cebine girip sayfayı her çevirişinizde göğsünüze batmaya başlıyor.
İnsanın en büyük düşmanının kendisi olduğu ibaresinin çıkıntılı yüzeyinde yalınayak yürüyorsunuz kimi zaman. Ve kimi zaman bu hissin o kadar da rahatsız edici olmaması sizi şaşırtıyor. Alışılageldik bulduğunuz, ‘Ya ne olacaktı, ne zannetmiştin ki?’ dediğiniz satırları var. Bu kitabın niçin bu denli önemli bir eser olduğunu anlıyorsunuz. Ama bunu size dedirten şey tutku dolu vurucu yanlardan ziyade; hayatın bayağılığını, vasatlığını ve yediğimiz her lokmayı büyük saymalarımızın altında yalnızca kırıntı olduğu gerçeğini kabullenemeyişimizi yarı saydamlıkla göstermesi oluyor.
Tadı damağımda kalan bir kitaptı diyemeyeceğim ama uzun süre etkisinden çıkamayacağım onlarca cümlesinden bir tanesiyle incelememi bitirmek istiyorum.
“Kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören bir adam başkalarının temiz olacağına inanabilir mi?”
İyi okumalar.